[Ellen Perry] Liverpool’dan sonra Beethoven

GalataFilm‘in prodüktörlüğünü üstlendiği “Babam İçin – Will” filminin galası için tekrar İstanbul’a gelen Ellen Perry, buraya gelen her turist gibi–tabiri caizse–şehre aşık olmuş. Galada neşeli dakikalar geçirdiğimiz ve sohbetine doyamadığımız Ellen Perry’yi Konuk ederek GriZine ve bugunbugece işbirliğiyle bir röportaj yaptık. Hatta, Beethoven ve Mozart’ı bir araya getirecek ve de muazzam yeni teknolojilerin ve ses sistemlerinin kullanılacağı bir tiyatro oyunu hazırladıklarını öğrendik.

Röportajın devamı aşağıda. Taha Altaylı ile birlikte yaptığımız söyleşi ise şurada.

Babam İçin – Will filmi nasıl ortaya çıktı?

Benim bu noktada bir suç ortağım var; adı Zack Anderson. Kendisi Strangelove Films tarafından filmi birlikte yazdığım ve beraber prodüktörlüğü üstlendiğim kişi. Bir gün yanıda geldi ve dedi ki perde arkasında futbol olan bir  film yapmayı düşünebiliriz. Bunu söylediğinde 2005 yılıydı. Amerika’da şimdilerde futbol her ne kadar popüler olmaya başladıysa da söylediği zamanlarda o kadar popüler değildi. Ben pek spor filmi yapmayla ilgilenmiyordum açıkçası, çünkü ben politik belgeseller yaparak isim yapmıştım; bu film ise yaptığım şeylerden çok uzak bir şeydi.

Ellen Perry ve Taha Altaylı

Sonra acaba nasıl olur diye düşünmeye başladım, birkaç futbol maçı izledim çünkü daha önce hiç izlememiştim.  İzlediğim maçlarda gözlemlediğim kadarıyla Amerika’daki sporseverlik dünyasında tam olarak olmayan inanılmaz bir yoldaşlık duygusu ve tutku gördüm. Özellikle profesyonel sporlar bu duyguya sahip değil. Acaba biz futbolu stadyumda oynanan bir oyun olarak değil de bu sporun özünü ve saflığını yakalayabilir miyiz ve bütün bunları bir çocuğun bakış açısıyla anlatabilir miyiz, diye düşündüm.

Bilirsiniz işte, “E.T.” ve diğer işleriyle de çocuklar hakkında muazzam işler yapan Steven Spielberg gibi. Hatta Rob Reiner’ın “Stand By Me” (Benimle Kal) filmindeki masumiyeti ve derinliği işleyebileceğimiz türden bir film yapmayı düşününce futbol hakkında bir film yapmak bana daha cazip gelmeye başladı. Durumu bu şekilde ele alarak bir çerçeveye oturttuk ve hikayeleştirdik ve sonuçta Babam için – Will ortaya çıktı.

Film Türkiye’de babalar gününde vizyona girdi, peki bu düşünüldüğünde neden baba ölüyor da anne değil?

Hikaye bağlamında birçok ihtimali göz önünde bulundurduk ve şüphesiz bunu da yapabilirdik ama düşünüyorum da sanırım bunu daha uygun bulduk.Bu sadece babalar ve oğullar futbol maçına gider anlamına gelmiyor; tersini de yapabilirdik tabii, ama işin futbol bir baba ve oğul ilişkisini ele almak bize hikaye için daha doğru geldi.

Aslına bakarsanız, Will filmin gösterime girdiği zaman memnuniyetle şunu gözlemledik: Kadınlar bu filme gerçekten çok olumlu tepki verdiler. Çünkü filmdeki baba rolünü oynayan Damian Lewis ve Will’i canlandıran Perry Eggleton arasındaki ilişkiyle yakın bağ kurabildiler. Babam İçin – Will’de çok duygusal bir hikaye var ve bence anne figürünü kullansaydık da aynı derecede etkili bir duygusallık elde edebilirdik.

GalataFilm ile bir araya nasıl geldiniz?

Birkaç gün önce basın toplantısında da söylediğim gibi tamamen ‘’kısmet’’! 2008’un sonbaharında Londra’ya taşınmıştım, orada potansiyel yatırımcılarla görüşmeye gitmiştim, birkaç defa daha oradaki futbol takımlarıyla görüşmeye gittim.  Liverpool futbol kulübü ile anlaşma sağlamıştım, o zaman kendime dedim ki: “şahane, kulübü hallettik, şimdi para işini de halletmemiz sadece zaman meselesi.”

Eylül 2008’de ben Londra’ya yeni taşınmışken küresel olarak bankalar çökmeye başladılar. Ben de o arada Londra’da otururken kendi kendime şunu düşündüm: “Hah, işte bu iş ilginç olacak”. İlginç olan şey, bu küresel erimenin etkilemediği şeylerden birisi futboldu. Aslına bakarsanız, daha büyük patlama yaşıyordu.

Ben ilerlemeye devam ettim ve ortak bir arkadaşım aracılığıyla, daha doğrusu benim İngiltere danışmanım aracılığıyla yapımcılarımızdan biri olan Timothy Nicolas ile tanıştım. Nicolas bizi HSBC Bankası’ndaki bazı kişilerle tanıştırdı, HSBC de bizi Taha Altaylı’ya yönlendirdi. Yani HSBC bunun bir parçasıydı sonra biz tanıştık, O hikayeyi sevdi, biz birbirimizi sevdik, hayata ortak bir bakış açımız vardı ve her şey böylece bir araya geldi.

Gelecekte GalataFilm ile beraber planlarınız nelerdir? 

 

Ellen Perry ve Taha Altaylı

Ludwig van Beethoven ile ilgili bir tiyatro oyununu yazmayı yeni bitirdik. 1787 – 1824 yılları arasında geçen bir hikaye. 1787’de 16 yaşındaki Beethoven, (Wofgang Amadeus) Mozart’tan eğitim almak için Viyana’ya gider. Herhangi bir resmi kayıt olmamasına rağmen bazı tarihçiler göre bu ikilinin tanışmış olduklarını söylüyorlar. Biz bu fikirden yola çıktık ve düşündük ki, dünyanın en iyi iki bestecisinin bir arada olması muhteşem bir şey olurdu. Ama Beethoven’ın gezisi kısa sürüyor çünkü annesi hastalanıyor ve Bonn’a geri dönmek zorunda kalıyor.

Biz bu iki deha arasında geçen inanılmaz bir macera hikayesi yazdık ve bu hikayede 1824’lere doğru Beethoven’ın hayatının sonlarına yaklaşırken görüyoruz. Hikayenin burasında onu ünlü 9. Senfoni’yi yazarken yazar tıkanması yaşarken görüyoruz. Burada tam da senfoninin son derece önemli dördüncü bölümü olan “Ode to Joy” kısmını bir türlü çıkaramıyor. Bu arada bu anlattıklarım tamamen olmuş olaylar; böylece onu tamamen sağır, çok hasta, on yıl boyunca sahneye çıkmamış ve en büyük eserinin sonunu bir türlü çıkaramazken görüyoruz.

Bu anlatım üzerinden hem bu iki besteci hakkında hem de kendi hakkımızda bir çok şey öğreneceğiz. Bu tiyatro oyunu çok büyük bir multimedya yapım içeriyor, içinde büyük bir orkestra, büyük bir koro ve dünyanın en büyük iki müzisyenin hikayesi var. Muhteşem olacak!

written by

social semiotician | strategist | writer : blackyogurt.org | karayogurt.com | farkettim.com | gennaration.com.tr | exdergi.com
Related Posts

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>