[BirAnİçin] Sanmak ile görmek arasındaki 11 fark
Herkesin hayatının bir noktasında iki dudağının arasından süzülmüştür muhakkak “bir an için” ile başlayan bir cümle.
Tamlama olarak yek kullanımıyla zaman diliminin kısalığına işaret eden “bir an için”, devamında telaffuz edilecek olan kelime ile yüzlerce farklı anlama bürünebilir. “Bir an için” zannetmek, “bir an için” inanmak, “bir an için” mutlu olmak, “bir an için” başından aşağıya kaynar sular dökülmek… Ardından hangi kelime gelirse gelsin, “bir an için” genel kullanımıyla olumsuzluğu işaret eder, işaret edilen eylemin kısa bir zaman dilimi dahilindeki geçerliliğini vurgular. İstisnai olarak kabul görebilecek kullanımlar da var elbet. Ancak bu kullanımlar kişinin, henüz literatüre geçmemiş olsa bile varlığının inkar edilmemesi gereken “Pollyanna Sendromu” ile doğru orantılı: “Bir an için bile olsa buna değerdi” cümlesinde vurgulanan “bir an”, yine gelir geçerliğinden sıyrılamamış, buna rağmen bardağın yarısını dolu görme meraklısı kişi tarafından durumun tüm olumsuzluğuna rağmen elden geldiğince olumlandırılmıştır.
Sümer Sayın art ON’daki sergisinde, ziyadesiyle çeşitlendirilebilecek kullanımlar arasından özellikle birbirine tamamen zıt ikisini ön plana çıkarmayı tercih ederek, izleyiciyi “bir an için” sanmak ve “bir an için” görmek arasında bırakıyor. İlk bakışta gördüğünüzü anladığınızı sanmak ve akabinde anladığınızı sandığınızın aslında bambaşka bir şey olduğunu görmek sanatçının işlerindeki ironi ve ikilemde kalma hissiyatını da güçlendiren bir etken. Esasen birbirinden bağımsız olanların bir araya geldiklerinde oluşturdukları bütünü tekrar ana elementlerine ayırarak, bağımsız hareketleri neticesinde, tesadüfen, “bir an için” bütünü ortaya çıkarmaları ise anlamın içinde baskın olan anlamsızlığı düşündürtüyor. Her ne kadar yanlış olsa da, günümüzün hareketli ve yoğun sanat koşturmacası içinde izleyici ile buluşan sayısız eserin kavramsal ve görsel olarak çabuk tüketilişi ve kalıcılığı sağlayabilen eserlerle nadir karşılaşılabildiği acı gerçeği düşünüldüğünde, Sümer Sayın’ın izleyiciye eseri önünde belirli bir zaman dilimi geçirme zorunluluğu sağlanması sanatçının başarısı olarak değerlendirilebilir. Söz konusu zaman diliminin sanatçının farkındalığını yaratmaya çalıştığı “bir an” kadar kısa olmamasına da özellikle dikkat edilmeli.
Sümer Sayın’ın da 29 Şubat tarihine kadar Akaretler’de art ON‘da görülebilecek olan kişisel sergisinde, izleyicinin her eserin önünde bir anlık yanılsama hissini yaşaması için ilk görüşte anlamlandırılması güç, anlamlandırıldığında ise anlık şaşkınlığı takiben dışarıda hüküm süren zorlayıcı hava koşullarına rağmen tebessüm ettiren işler sergileniyor.
Sümer Sayın’ın işleri, sanatçının üretimine dair bir aşinalığını olmayanlar için, bünyede yarattığı zeka testi tadındaki sınama hissiyle rahatsızlık yaratabilir, yüksek egoya zarar verebilir, alışılmışın dışında birşeyler görmek de yıpratıcı olabilir ama “bir an için” bütün bu zorlayıcı koşulları göze alabileceğine inananlar, “bir an” yaratıp Sümer Sayın’ın ilk kişisel sergisini ziyaret etmeli.









Leave a Reply
Want to join the discussion?Feel free to contribute!