[Agatha Christie]nin çözülmeyen esrarı

Agatha Christie, Altın Çağ’ın yaratıcılarından biri, polisiye romanın gerçek kraliçesidir. Katil Kim? ekseni etrafında nice esrar yaratmış, nice kitap yazmıştır. Herhangi bir kitabını, son okumamdan bu yana makul bir süre geçtiyse, şöyle çabucak yeniden okuyabilirim daima. Tommy ve Tuppence ile sevgili Miss Marple’ımızın varlığına rağmen, Hercule Poirot’yu, emekli bir polis olarak yaratıp sonradan bir türlü öldüremediği o Belçikalı dedektifi de apayrı bir yere koyarım.

Ama eminim ki, Agatha Christie’nin, bu çekingen ve fevkalade İngiliz hanımefendinin 11 günlük kayboluşunun esrarını Poirot bile çözemezdi. O yüzden, mevcut gerçeklere bağlı kalarak yazsam da, gerçeküstü bir hikâye yazmış olacağım. Aslında, çok duygusal nedenlerle başlayan bir olaydı. Nasıl olup da Pera Palas’ın 411 numaralı odasına bağlandığı da başka bir mesele.

Hercule Poirot: resmeden Çiğdem Asatekin

Christie’nin kaybolması, onun Akroyd’un Katli (The Murder of Roger Ackroyd)’ni yayınladığı ve birden şöhrete kavuştuğu yıla rastladığı için herkesin ilgisini çekmişti. Ancak 1920 yılı, bu başarıyı hesaba katmazsak, yazar için kötü bir yıldı. Önce çok sevdiği annesi Clara hastalandı ve öldü. Agatha’nın kocası Archie, hastalık sevmediği için karısını ağır hasta annesiyle yalnız bırakmıştı. Bu Agatha’yı iyice yıprattı, sarstı. Sinir kirizinin eşiğine gelmiş halde evlerine, meşhir Styles’a döndü. Tam biraz toparlanacaktı ki, kocası Archie Christie ona, Binbaşı Belcher’in eski sekreteri Nancy Neele’e âşık olduğunu söyledi. Hemen boşanmak istiyordu. 3 Aralık 1926’da da, karısının durumuna hiç aldırmadan, hafta sonunu sevgilisiyle geçirmek için Godalming, Surrey’e gitti. Aynı akşam 21.45’te, yanına küçük bir bavul alıp sekreterine Yorkshire’a gittiğini bildiren Agatha da, ardında bir mektup bırakarak ortadan kayboldu.

Kaybolma olayını başlatan duygusal darbe, işte budur. Ertesi sabah yazarın yeşil Morris Cowley arabası Newlands Corner, Surrey’de bulundu. Işıklar yanıyordu, kaput kalkmıştı, eşyaları ve pasaportu içindeydi. Surrey polisi kayıp raporu yayınlayınca, kıyamet koptu. Polis de, halk da Agatha’yı aramak için harekete geçti. Derler ki, 15 bin de gönüllü varmış.

Kimisi, hafızasını kaybettiğini söyledi (iki doktor dahil), kimine göre ise bu olay sadece reklamdan ibaretti. Şüpheleri üzerinde toplayarak kocasından intikam almak istedi diyenler de oldu. Sonunda 11 gün kayboldu ve Harrogate’teki Hydropathic Hotel’de bulundu. Otele, kocasının sevgilisinin soyadıyla, “Capetown’lı Bayan Teresa Neele” olarak kayıt yaptırmıştı. Archie yanına getirilince, onu kardeşi sandı. Kocası onun hafızasını kaybettiğinden emindi. BBC’nin “Dr Who” dizisi ise, bu hafıza kaybını uzaylılara bağlar. Doktor Who, sarsılan Agatha’yı Harrogate’teki otele götürür.

Bu arada gazeteci Kathleen Tynan, kendi soruşturmasını yapmıştı. Kitabı Agatha (1979), aynı adla sinemaya uyarlandı. Harrogate’teki otele giden Agatha (Vanessa Redgrave), Amerikalı gazeteci Wally Stanton (Dustin Hoffman) ile tanışır, adam intiharı düşünen yazara yardım eder. Çok kısa süreli romantik bir ilişki yaşarlar. Christie’nin yakınları ise buna karşı çıktı, yazarın ahlâki çekincelerle intihara karşı olduğunu söylediler. Ne yazık ki, otobiyografisinde de kayıp olayını ele almayan Christie, bu seferlik meseleyi bizim için çözüme kavuşturmaktan kaçınmıştı.

Peki, Pera Palas nereden çıktı? Christie’yle ne ilgisi var? Gerçi yazar Şark Ekspresi’nde Cinayet (Murder on the Orient Express)’i orada yazmıştı ama İstanbul Harrogate’ten pek uzak. Ama Warner Bros şirketi aynı fikirde değildi. Agatha filmi için merhumenin ruhuyla temasa geçsin diye Hollywood medyumu Tara Rand ile anlaştılar. Rand, ruhlar dünyasından, “Kayboluşumun anahtarı Pera Palas’ta” diye bir cevap geldiğini söyledi. Yazarı 411 numaralı odanın döşeme tahtaları altına bir anahtar saklarken görmüş. Basın İstanbul’a akın etti. 7 Mart 1979’da 411 numaralı odaya girildi, medyumla bağlantı kuruldu ve sekiz santim boyunda, eski ve paslı bir anahtar bulundu.

Pera Palas müdürü anahtara el koyarak Warner Bros’tan iki milyon dolar talep etti. Hayaletin, ille de anahtar Rand’da olsun dediği iddia olundu. Rand İstanbul’a geldi. New York Times, haber hakkı için 75 bin dolar teklif etti. Ve tam Amerikan medyası sonucu beklerken, Pera Palas personeli greve gitti.

Grev bir yıl sürdü, ilgi sönüp bitti. Warner Bros da filmi Pera Palas bağlantısı olmadan gösterime soktu. Anahtar bir İstanbul bankasının kasasında duruyormuş. 1986’da, 411’in tam üstündeki odada ikinci bir anahtar bulundu. Belki de tek çözüm Tara Rand’dadır.

written by

The author didn‘t add any Information to his profile yet.
Related Posts

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>