[Gezici Festival] İzmir’de festivale neler olur?
Gezici Festival Ankara’da başladığı yolculuğuna, bizim de dahil olduğumuz Sinop ayağı ile devam etti. Sinop’taki tek sinemada keyifli bir program sunan festival İzmir’e vardığında sıkıcı sürprizlerle karşılaşsa da festival kaldığı yerden devam ediyor…
Festival ekibi heyecanla vardığı, ‘bir şehirde daha bir sinemayı hayata geçirme’nin verdiği kendi kendine oluşmuş bir misyonla İzmir’e vardı. Festivalin gösterimlerinin başladığı 14 Aralık hem İzmirli izleyici için hemde festival ekibi için hayal kırıklığı, can sıkıntısı ile başladı. Açılışın gerçekleşeceği 14 Aralık akşamı yerine 15 Aralık gündüz seanslarını da atlayarak akşamına açılış gerçekleşti. İzmir’de Gezici Festival üzgündü.
Gezici Festival bu yıl İzmir Sinema ve Görsel Sanatlar Derneği ile işbirliği yaptı. Aynı Sinop’ta Sinop Kültür ve Turizm Derneği ile işbirliği yaptığı gibi. Fakat burada farkılı olan bir durum vardı. Açılışa saatler kala Konak Sineması’nın salonları hala inşaat halinde, bırakın perdeyi ya da projeksiyonu, koltuklar bir kenarda, yerler ve duvarlar hala yapım halinde bir haldeydi. Alin Taşçıyan’ın festivalin daimi yolcusu olarak bulunduğu İzmir’de yazdığı üzere: <İzmir’de ise Gezici Festival, üç salonlu Konak Sineması yerine bir şantiye bulmasın mı! Ben ve TRT Türk ekibi, festival konukları Tuncel Kurtiz ve Özcan Alper de o şantiyeyi gözlerimizle gördük! 14 Aralık Çarşamba günü, açılışa dört saat kala Konak Sineması’nın birinci salonunun döşemeleri ve duvar kaplamaları bile yoktu! Toz içinde ve buram buram kimyasal madde kokan salondaki inşaat iskelelerinin üzerine tırmanmış onlarca işçi ve dernek gönüllüsü çalışıyordu! >
Ve festival 14 Aralık yerine 15 Aralık akşamı tek bir salonla Konak Sineması’nda Artist filmi ile başladı.
Tuncel Kurtiz ve Özcan Alper’in de açılış için bulunduğu inşaat halindeki salonda, her zamanki keyifli, toparlayıcı sıcak hali ile Ankara Sinema Derneği başkanı Ahmet Boyacıoğlu’nun yaptığı esprilerle süslediği konuşmanın ardından, Tuncel Kurtiz dokunaklı bir konuşma ile festival açılışını gerçekleştirdi. İzmir Sinema ve Görsel Sanatlar Derneği aksiliklere ilişkin festival ekibini haberdar etmemesi ve sıkıntıya sokması, İzmirli izleyiciyi hayal kırıklığına uğratması dolayısıyla sınıfta kaldı.
Festival başladıktan sonra
Açılış filmi Artist’in ardından, yönetmen Özcan Alper’in sunumu ile Gelecek Uzun Sürer izleyici ile buluştu. Gösterim sonrası yapılan söyleşide film ile ilgili <Bu ülkede şiddetin yaşandıkça kanıksandığını> belirten Alper, <Şiddetin kendisini değil, yüzlerde, duygularda şiddeti göstermek> istediğini söyledi. Ayrıca Güneydoğu’nun yakın tarihini yaşayan öznelere ses vermek istediğini söyleyen yönetmen, <Ben çok hikaye dinledim, ben değil onlar konuşsun istedim> dedi. Gelen bir soru ise <Filmin içinde umutsuzluk yok mu?> idi. Cevap olarak yönetmen, “Umutsuzluğun kendisini tartıştığımız yerde umut vardır,” sözleriyle durumunu noktaladı.
16 Aralık’ın en bekleneni ise Tuncel Kurtiz’in Gül Hasan’ı idi. 1979 yılında ilk kez kamera arkasına geçtiği Gül Hasan filminin gösterimini seyircilerle birlikte izleyen Tuncel Kurtiz, film sonrası seyircilerle kısa bir söyleşi yaptı. Gül Hasan’ı, <Parasız, emeklerimizi verdiğimiz bir yeraltı sineması> olarak tanımlayan Kurtiz, <Bir filmle hiç bir şeyi çözemeyiz, ama bir şeyleri anmak için vesile olur.> dedi. <Ben hala filmimi çok seviyorum> diyen Kurtiz’e gelen <Filmi çekerken neler hissettiniz?> sorusunun cevabı ise, <Siz seyrederken neler hissettiyseniz ben de onu hissettim> oldu.
Kıskandığım Amerikan filmleri diyerek Ankara’dan sonra İzmir’de de izleyiciyle filmleri takip eden Zeki Demirkubuz Sydney Pollack’ın Yakuza filmi öncesinde seyirciye film öncesi yönlendirmede de bulundu. <Onurun ne kadar kolay unutulan> bir kavram olduğunu, seyircilerin filmi izlerken <Onur, şeref, haysiyet, erkeklik ve kadınlık kavramlarını> akıllarında tutarak izlemelerini önerdi.
Festival dün ise Zeki Demirkubuz, ‘Kıskandığı Amerikan Filmleri’nden en sevdiği yönetmen John Huston’ın 1961 yapımı Marilyn Monroe ve Clark Gable’ın da rol aldıkları, Uygunsuzlar’ı, izleyiciye sundu. Ardından Türkiye 2011 seçkisinden Çiğdem Vitrinel’in yönettiği Geriye Kalan’ını izledik. Film sonrasında, yönetmen ve senaryo yazarı Çiğdem Vitrinel ile oyunculardan Devin Özgür Çınar’ın izleyicilerin sorularını yanıtladılar. Sinema yazarı Alin Taşçıyan’ın, <Kafanızda filmin bir tek finali mi vardı?> sorusuna, <Aslında iki final> düşündüğünü söyleyen yönetmen, doğru finali seçmiş olduğuna inandığını söyledi. Filmde bir bir aldatma hikayesi ile iki kadını yüzleştirirken, ataerkil düzende kadının konumuna bir eleştiri getirmek istediğini söyleyen Vitrinel, <Kadınların bağımlı olduğu noktada sevgi olamaz.> diyerek film ile ilgili yorumunu söyledi. Film ilgili ilginç bir saptama ise Sinop’ta da festivalin misafiri olan Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi’nin oyuncularından Cengiz Bozkurt’tan geldi: <Kadınların mağduriyetini bir erkek yönetmen bu kadar ince bir şekilde anlatamazdı.>
Festival bugün de kaldığı yerden devam ediyor. Son günde program buradan takip edilebilir. İzmir’de başlayan sıkıntılı günler sinemanın gücü ile yumuşamış gözüküyor. Gezici Festival İzmir’de izleyiciyi farklı bir deneyim için Konak Sineması’na bekliyor.














Leave a Reply
Want to join the discussion?Feel free to contribute!