[Kampüste Caz] Turnenin ilk yarısına damgasını vurdu: Sümela Manastırı

Trabzon doğası ile nasıl mükemmel bir şehir ise inşaatları ile o kadar çirkin bir şehir. Ama Sümela Manastırı kesinlikle görülmeye değer yerlerden biri…

Turnenin daha başında olmamamıza rağmen herkes hemen otele kavuşmak istiyor. Ancak Alp içindeki liderliği konuşturarak, bizi Sümela Manastırı’na sürükledi. Daha yoldayken manzaranın etkisi ile hepimiz Alp’i fikrimizde dönüşler yapmaya, Alp’in kararının doğru olduğunu anlamaya başlamıştık. Ancak Trabzon’un yeşilliği, doğası ne kadar güzel ise, binaları da bir o kadar çirkin. Sıvasız, sadece tuğladan oluşan şekli belli olmayan binalar saçılmış yol kenarlarına… Hemen akıllar eğer Laz müteahitlere gittiyse, belirtmek isterim. Trabzon’lular Laz değiller. En azından akşam Can ile sohbet ettiğimiz bir Trabzonlu bunu söyledi. Utanarak, söylüyorum ki, Lazca biliyor musun?, diye sormuştuk.

Neyse, gelelim Sümela yoluna ve Sümela Manastırı’na:

Sümela Manastırı, yolları taşlı Maçka ilçesine bağlı. Yunanca adı Panagia, bakire anlamına geliyor. Kilisenin M.S. 350 – 400 yılları arasında inşa edildiği sanılmakta. Kapadokya’ya gitmiş olanlar bilir, oradaki kiliselerin mimarisini andırıyor.

Bir efsaneye göre Atina’lı Barnabas ile Sophronios adlı iki keşiş aynı rüyayı görmüşler; rüyalarında, İsa’nın öğrencilerinden Aziz Luka’ın yaptığı üç Panagia ikonundan, Meryem’in bebek İsa’yı kollarında tuttuğu ikonun bulunduğu yer olarak Sümela’nın yerini görmüşler. Bunun üzerine birbirlerinden habersiz olarak deniz yoluyla Trabzon’a gelmiş, orada karşılaşıp gördükleri rüyaları birbirlerine anlatmış ve ilk kilisenin temelini atmışlardır. Bununla birlikte manastırdaki fresklerde sıkça yer alıp, özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru III. Aleksios’un (1349-1390) manastırın gerçek kurucusu olduğu sanılmaktadır.

(vikipedia bilgisi)

Enterasan bir bilgi olarak eklemek isterim ki; 2010 yılında T.C. Hükûmeti’nin izni ile Hıristiyanlarca Meryem Ana’nın göğe yükseliş günü olarak kabul edilen ve kutsal sayılan 15 Ağustos günü 88 yıl aradan sonra ilk ayin düzenlenmiş, ayini Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos yönetmiş.

Kilisenin içi birçok fresk ile kaplı. Meryem, İsa figürleri, İncil’den resimler, Adem’in ve Havva’nın yaratılışı, Tanrı’nın tembihi ve Havva ile Adem’in yasak meyveyi yemeleri… Konuyu dolandırmadan, sizi görsellerle başbaşa bırakıyorum.

Tüm bu enerjik günün ardından, kameranın Ankara’da Çağlar ile kalması sonucu, utanarak söylemem gerekir ki, konserde uyuya kaldım. Ediz’in her tremelo’su ise beni Sümela’nın kaygan merdivenlerinden yuvarladı.

written by

sosyoloji | durduramiyorum.com | yazmak | editlemek | fotoğraf | video | kurgu | aklıma bi' fikir geldi! | f klavye
Related Posts

Comments are closed.

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!