[Lamb] Her iki gün de konsere gelen var mı?
2011’in son, Salon’un yeni sezonunun ilk çeyreğinin tahtadaki 4 amiral gemisinden biri Manchester menşeili Lamb’di. Lou Rhodes’u geçtiğimiz kış Babylon’da huşu içinde dinlerken henüz grubun 5. stüdyo albümü “5” yayımlanmamıştı. Rhodes ile Lamb’in müzikal kaygılarının ne kadar farklı olduğunu geçtiğimiz hafta üstüste 2 gün canlı olarak deneyimleme fırsatı yakaladık.
30 Eylül akşamı şunu gördük ki Andy Barlow’un yüksek desibelde elektronik aksamına Jon Thorne’un nev-i şahsına münhasır bası eklendiğinde kapalı mekanda oldukça gürültü çıkarabiliyorlar. Öyle ki, biraz inatçı bir ses teknisyeniniz varsa Rhodes’in dokulu sesi arka planda kalabiliyor. Söylenene göre konser esnasında kendisine durum aktarılmış olmasına rağmen Salon’daki vokal kalitesi bir türlü istenen seviyeye getirilemedi. Bunda, ekibin son dönemde sıkça açıkhava festivallerinde yer almış olmasının ne kadar etkisi var, bilinmez.
Konserin açılışını aynı zamanda son albümün açılış kaydı Another Language ile yapan trio hemen akabinde 1999 çıkışı Fear of Fours’a uğrayıp Little Things’i söyledi. Tekrar son albüme gelip Butterfly Effect çalınırken Lou Rhodes askısız elbisesini çekiştirmekten helak olmuştu. Bizler bir noktada “düşeceği varsa bırak düşsün” demekten kendimizi alamadık. (Magazin konusu yaratıp kıyafeti detaylandırmak istemiyorum.)
Andy Barlow listedeki 4. kaydın girizgahını yaparken barkovizyonda güvercin görselleri belirmeye başladı. Zaten kalabalığın Gabriel’i beklediği aşikardı. Bis’den önceki Gorecki’yle bu memnuniyet pekişmiş oldu. (Bu arada Barlow, bu sene ilk kez İstanbul’da görsel kullandıklarını söyledi.)
Gabriel ile Gorecki arasına sığan 7 kayıttan 6’sı, tüm listenin ise yüzde 60’ı son albüm “5”tendi. Konser başlamadan önce gönlüm çok rahattı. Zira setlistin sonunda The Spectacle olduğunu biliyordum. Kalabalığın genelinin orada bulunma sebebi öncelikle Gabriel ve Gorecki olsa da benim için “o şarkı” The Spectacle’dı. Ne büyük talihsizliktir ki klavyede yaşanan sorun ve Andy Barlow’un ricasına rağmen sessiz olmayı beceremeyen kitle biraz keyifleri kaçırdı. Yine de The Spectacle sonunda ışıklar yanarken Salon’da genel bir memnuniyet hakimdi.
Konser sonunda Bengi Ünsal’ın “ertesi günün çok daha güzel olacağı” iddiası üzerine 1 Ekim akşamı tekrar Salon’daydım. Konserden hemen önce Andy Barlow’un mide rahatsızlığından ötürü tuvalette mahsur kalması biraz tedirgin etse de sahneye çıktıklarında bir önceki günden çok daha fazla enerji doluydu kendisi. Zaten ilk gece de sahnenin en hareketlisi Barlow’du ancak seyirciden aynı elektriği alamamıştı bir türlü. Lou Rhodes ise beyaz elbisesiyle tekstil sorununu gidermiş gözüküyordu. Barlow’un Rhodes için yaptığı “She’s f.ckin’ hot tonight.” yorumu sanırım durumu yeterince açıklıyordur. Jon Thorne ise yine çıplak ayaklarıyla tuhaf basının başındaydı. Ancak en önemli gelişme, ses teknisyenin inadı bir kenara bırakıp hakettiğimiz Lou Rhodes vokalini ön plana çıkarmasıydı.
Barlow yine yerinde durmadı, Rhodes bir ara üst kattan sallanan ayaklara bakarak “Bu ayakları aşağıya sallandırmak burada bir gelenek mi?” diye sordu. Gecenin hiç konuşmayanı Jon Thorne bile basın başında zıplıyordu. Hatta Andy Barlow bir ara davulun başına geçtiğinde Thorne’a da birkaç baget salladı.
İkinci gecenin listesi kapanışdaki The Spectacle-Cotton Wool değişikliği dışında takip edebildiğim kadarıyla aynıydı. Büyük bir beklentiyle kapanışı bekleyen ben için The Spectacle’ı duyamamak hayal kırıklığı olsa da Bengi Ünsal’ı haklı çıkaracak şekilde ilk güne nazaran kusursuza yakın bir performans izledik. Zaten Andy Barlow da ilk gece için 10 üzerinden 6,5 verirken ikinci gece için bu puanı 9’ya yükseltti. (Her ne kadar iki gece I Cry’ı çalmamış olsalar da…)
Setlist: Another Language / Little Things / Butterfly Effect / Gabriel / Strong the Root / Existential Itch /Lusty / Wise Enough / She Walks / Build a Fire / Last Night the Sky / Gorecki // What Sound / Transfatty Acid / The Spectacle
Merak edene not-1:Katılımcıların dikkatini pek çekmemiş olabilir ama Salon’un Eylül-Ekim ayı broşürünün arkasında tam sayfa Lamb konseri için Kenan Ünsal’ın hazırladığı poster mevcut. Bu poster grup tarafından da o kadar beğenilmiş ki herbiri ailelerine göstermek üzere 10’ar tane yanlarına almışlar. Önümüzdeki ayın yaratıcı poster çalışması ise John Grant için olacak.
Merak edene not-2: Lou Rhodes ikinci gün “Her iki gün de konsere gelen var mı?” diye sorduğunda sanırım benden başka haykıran yoktu. Kuvvetle muhtemel, konser bileti üzerine ismi basılan benden başka bir izleyici de yoktu.







Leave a Reply
Want to join the discussion?Feel free to contribute!