[Chevulation] Bir imajın gücü
Bayramlar malum artık sadece tatil demek. En azından dejenere olmuş biz şehir klişesi işkolik insanları için. Bu bayram tatilinde her yer ‘pis’ kalabalık, tüm yollar fena trafik felan derken dönüş yolunda bindiğim otobüste izlediğim bir belgesel keyfimi yerine getirdi. Hayır, otobüslerde her zaman abuk subuk filmler, 80′lerden kalma uzakdoğu dövüş filmleri ya da kara komedileri olmuyormuş artık…
İzlediğim belgesel: Chevulation. Evet, Che ile ilgili. ama kendisinden çok imajı. Popüler kültüre bu kadar yem olmuş imajı üzerinden Che’nin kimliğini bilerek mi tüketildiği ve en önemli bu imajı yaratan fotoğrafçı üzerine bir belgesel.
Motosiklet Günlükleri’ni izleyenler aslında Che’nin hikayesinin başlangıcına tanık olmuşlardır. ‘Bir diktatörü devirmek için yola çıkan’ Che 1955’te Fidel Castro ile tanışır. Doktor olarak Fidel’e katılan Che devrimci olarak ayrılır. Bu sıralarda Alberto Kordaserbest fotoğrafçı olarak bir yere bağlı olmadan fotoğraf çekiyordu. Moda fotoğraflarından sonra kavramsal ve dramatik anlamda ünlü olduğu hatta kariyerine yön veren ilk fotoğrafı ‘La niña de la muñeca de palo’ ile estetik bir belgesel fotoğrafçıya dönüştü. Daha sonrasında Che’nin fotoğrafını çekmek isteyen Alberto bu konuda güçlük yaşadı zira Che fotoğraf çektirmekten hoşlanmazdı. Sadece birşey karşılığı gazetecilere izin verirdi. Tarlada çalışmak, üretmek karşılığı. Başka gazeteciler gibi Alberto Karlo’da şeker kamışı tarlasında bir hafta boyunca çalıştı. Ve sonunda Che’nin biryerlerde gözünüze ilişmiş olabilecek fotoğraflarını çekti. Belgeselde Che’nin bu tutumu ‘gönüllü çalışmanın mantığını aşılamak’ için yaptırdığı şeklinde yorumlanıyor.
Yanda gördüğünüz fotoğraf her yerde rastladığınız Che imajının orijinal versiyonu. Fotoğrafın sahibi yukarıda da bahsettiğimiz Alberto Korda. Öncelikle bir moda fotoğrafçısı olan Korda çıplak kadın modelleri ile oluşturduğu fotoğraf kompozisyonlarıyla ünlü kariyerinin başında. 1960’da Havana’da gerçekleşen büyük patlamanın ardından halka seslenen Fidel Kastro’nun yanında, Che Guavera var. Konuşmanın bir yerinde Che göğsünü gererek öne doğru çıkıyor ve o anda zaten Fidel’in elinde bombalarla görüldüğü ünlü fotoğrafını çeken Alber’in kadrajına Che giriyor. Ertesi gün tüm gazetelerde Fidel’in elide iki bomba ile durumu eleştirdiği pozu vardır. Che fotoğrafı diğer birsürü fotoğraf gibi fotoğraf filminde yerini almıştır. Yıllar sonra bir yürüyüşte poster olarak ortaya çıkar…
1965’te Che Küba’yı terkeder. Sıra Kongo’da devrim yapmaya gelmiştir…
Belgeselden Alberto Karlo’nun Che fotoğrafı ile ilgili birkaç detay:
• İlk kez bir poster olarak bir kalabalık eylemde ortaya çıkmıştır. Sanatçının haberi yoktur.
• İlk yayınlandığı dergi Paris Match dergisi Ağustos 1965 yayınıdır.
• İlk kez Milan dergisini basan Fetrinelli adlı yayıncı imajı poster olarak yayınlar.
• Daha sonra 1968’de Paris öğrenci ayaklanmalarında tekrar ortaya çıktı ve sonrasında ünlendi.
• Politik bir araç ve direnişin simgesi haline gelmiştir.
• Ortaya çıkışından bu yana bir çok sanatçı tarafından kullanılmış, dönüştürülmüş, manüple edilmiştir.
• Jim Fitzpatrickimajı ilk kez pop-art yorumlayan sanatçıdır.
• Obey kararkteri ve markası ile ünlü grafik sanatçı Shepard Fairey’nin de bir yorumlaması mevcuttur..
• Küba’da telif hakları yasası çıkana kadar herkesin özgürce kullandığı imaj için varisçileri artık sadece sigara, alkol ve kişiye zarar verecek alanlarda kullanılmasına ilişkin telif uygulaması yapmaktadır.
• Telif yasasısının çıkmasından sonra 2000 yılında Alberto Korda varisleri Smirnoff’a ve ondan önce de imajı kullanan Swatch’a dava açar ve kazanır.
• Rage Against the Machine grubu Bombtrack albümünün kapağında telif haklarını ödemesi karşılığında Che imajını kullandı.
• Che, ideolojisini bilmese de herkesin tişörtünde, ayakkabısında, içki şişesinde, duvarında, tuvalinde, sigara paketinde, yüzüğünde boy göstermiştir, göstermektedir.
• Belgeselde genç bir Kübalı Amerikalı gencin yorumu: ‘Totaliter, dogmatik, marksist bir kişilik ama bohem ve özgürlük yanlısı görülüyor, barış simgesi olarak yorumlanıyor. İlginç…’
Keyifli, farklı bir taraftan bakan bir Che belgeseli. Ya da Alberto Korda demeli…
Filmin yardımcı yönetmeni Trisha Ziff ile yapılmış keyifli bir röportaj ise şurda.
İyi seyirler…








Leave a Reply
Want to join the discussion?Feel free to contribute!