[King Creosote & Jon Hopkins] Kralın geri dönüşü

Kenny Anderson, nam-ı diğer King Creosote, Mercury’de yılın albümüne aday gösterildiğinde bir önceki güne göre çok daha fazla konuşulmaya başladı. Mart ayında Jon Hopkins’le işbirliği içerisinde Domino etiketiyle yayımlanan Diamond Mine aslında benim için o andan itibaren 2011’in en iyi albümüydü. 20 yıla yakın bir müzikal geçmişi olan King Creosote, bu albümle müzikal kariyerinin zirvesine çıkıyor. Mercury adaylığı ise bu müziğin hakettiği değerin geniş kitlelere ulaşması için güzel bir araç.

Hal böyleyken Domino’dan bir güzel haber daha geldi. İkili, 19 Eylül’de Honest Words EP’si ile üretkenliklerini devam ettirecekler. Bu EP’de -bence Diamond Mine’ın amiral gemisi olan -Bats In The Attic‘in yeniden düzenlemesi yanındaHonest Words ve Aurora Boring Alias (bu kayıt aynı zamanda 2008 tarihli King Creosote ve H.M.S. Ginafore işbirliğindeki love + hate = hate albümünde yer alıyordu) isimli 2 kayıt yer alacak.

King Creosote, 20. yüzyılın sonlarından bugüne kadar kendi plak şirketi Fence ile memleketi Fife ve ülkesi İskoçya’ya dair sayısız hikayeyi albümlerine taşıdı. Bugün, yanına Jon Hopkins gibi büyük bir ismi alarak Diamond Mine ile yine Fife’ı kusursuz bir şekilde romantize ediyor.

Ve benim için senenin heyecanla beklediğim Tiny Desk konseriydi. King Creosote ve Jon Hopkins‘in performansından ilk 2 kayıt Diamond Mine‘dan. Diğer 2 kayıt ise King Creosote’un Bombshells isimli albümünden. Burada seslendirdikleri Bubble yorumuna ise özellikle dikkat etmenizi tavsiye ederim. (Şarkı listesi: John Taylor’s Month Away / Bubble /Cockle Shell / And The Racket They Made)

Not: BBC 6 Music’in Mercury ödülleri için adaylarla özel olarak yaptığı programlardan King Creosote’un yer aldığı bölüme buradan ulaşabilirsiniz. King Creosote’un bundan önceki işlerine ait özet bir derleme ise burada.

written by

Burutay Yalçın, 1982’nin Eylül’ünde İstanbul’da doğdu. 2005 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünü bitirmeden hemen önce bu mesleğin kendisine göre olmadığını farketti. Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf Kulübü’nde büyüdü, serpildi, yöneticilik yaptı. Ancak diğer taraftan okumaya doymadığından Bahçeşehir Üniversitesi’nde Mühendislik Yönetimi yüksek lisans eğitimi aldı. Üniversite hayatı boyunca neredeyse tüm Türkiye’yi gezdi. Parası olunca dünyayı da gezeceğine dair büyük sözler verdi kendisine. Henüz sadece Avrupa’da 9 ülke, 30’dan fazla şehir gezdi. Müziği endüstrileştiren gruplar yerine küçük ölçekli, alternatif, bağımsız projeleri ve plak şirketlerini takip etti. İskandinav topraklarını ve müziğini çok sevdi. İzlanda’yı biraz daha fazla sevdi. Valdís Óskarsdóttir’in Country Wedding filmine özendiğinden, beyaz gecelerde rakı masası kurmak ise en büyük hayallerinden biri.
Related Posts

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>