[İstanbul Müzik Festivali] Bu müzik festivali düşündüğünüz kadar pahalı değil

Bir süredir ne İstanbul sokaklarında, ne salonlarında, ne gece kulüplerinde, ne de kafelerinde bulunamadım. Baharın heyecanını tam yaşayamadan yaza merhaba demek durumunda kaldım. Çok da fena olmadı hani…

Beni en çok heyecanlandıranlardan biri de pek beklenmeyeceği halde her zaman İstanbul Müzik Festivali olmuştur. Modern zamanlarda yanlış yetiştirilme tarzıma verdim bu tip sevgilerimi… İstanbul Müzik Festivali açılışını Aya İrini Kilisesi’nde yaptı. Oradaydım… Topkapı Sarayı’nın çimlerindeki bekleyişin sonunda, en az kadeh kadar kırılgan kalabalığın arasında… Ardından büyülü mimarinin içerisinde, hafiften üşüyerek, şef Sacha Gotzel’in yönetimindeki BİFO’nun Adnan Saygun’un eserlerini yorumlaması, ardından da Lara Melda’nın, Grieg’in La minör piyano konçertosuyla eşlik etmesinin bütünlemesiyle…

Festivalde en çok merak ettiğim konser, Igor Stravinsky’nin “Bahar Ayini” ve Béla Bartók’un sonatının vurmalılar ve piyano eşliğindeki yorumu idi. Kısmet değilmiş. Şimdi geçmişi bırakıp geleceğe bakalım.

Ben şu an yine İstanbul’da olamamakla birlikte şunları kaçırmazdım:

(17 Haziran – bugün) Rüyaların Dili //Santralistanbul – Enerji Müzesi: Müzik festivali pahalı diyenler için, kapak olsun. Belli mekanlara sıkışmış festivali Santralistanbul gibi farklı mekanlara taşıyarak, İKSV bu kırılmayı yaratmaya çalışıyor zannımca.

(18 Haziran) Yüz Yüze // Galata Mevlevihanesi: Night Ark albümünden de bildiğinizi varsaydığım udi Ara Dinkjian, kanuni Ruhi Ayangil İstanbul’un en eski mevlevihanelerinden biri olan, sukût, huzur ve dinginliğin mekânla özdeşleştiği, geçmiş ile günümüzdeki bağı sema gösterilerine ev sahipliği yaparak sürdüren Galata Mevlevihanesi’nde bir araya geliyor. Pahalı olmayanları seçiyorum.

(20 Haziran) Seyahat Günceleri // Süreyya Operası: Geleceğin yıldızı olarak betimlenen Anna Lapkovskaja’yı ilk dinleyenlerden olma fırsatı kaçırılamaz. Özellikle Tchaikovsky, Rachmaninov, Liszt ve Strauss sevenler için farklı bir deneyim olacaktır. Bunun da fiyatı uygun. :)

(21 Haziran) BİFO ve Hillary Hahn // Aya İrini Kilisesi: Grammy ödüllü, sahneye ilt adım attığı andan itibaren “dahi çocuk” ünvanını kapmış olan Hilary Hahn, Bartok’un Mucizevi Mandarin’inin yanı sıra Ravel’in Bolero’suyla size İspanya’ya kadar götürebilir. Şef yine Sacha Gotzel, bu sebeple kesinlikle çok keyifli olacağının garantisini verebilirim. Bir yerde müzikten koparsanız, şefi izleyin, sizi yeniden müziğin içerisine çekecek. Kansız olanlara hatırlatma: Hırka alın! Eh Aya İrini fiyatları tabi…

(24 Haziran) Elhamra Geceleri // Çinili Köşk: Bossa Nova time! İspanya’ya veya Arjantin’e gitmeye gerek yok. Üç gitar virtüözünün seçmelerini dinlemek için güzel bir fırsat. Ben orada olacağım.

Eh… devamı gelir. Siz hele bir bunlara gidin de…

written by

sosyoloji | durduramiyorum.com | yazmak | editlemek | fotoğraf | video | kurgu | aklıma bi' fikir geldi! | f klavye
Related Posts

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>