[Interpol] Bir de bu gözle bakın
New York şehrinin insana kattığı mutluluk içinde bile özümsenen mutsuzluk hali şarkılarına işlemiş olan Interpol 1 Haziran akşamı Küçükçiftlik Park’ta…
Interpol için Post-Punk’ı canlandıran en önemli gruplardan birisi diyorlar. Onlar için Indie Rock diyorlar. New York sokaklarında yürürken gördüğünüz—pek klişe bir Noir film görüntüsü—mazgallardan çıkan buharın içinden çıktıklarını söylüyorlar. Onları Joy Division ve The Chameleons ile kıyaslıyorlar. Melankolik gecelerin sonuna doğru, damarlarınızı tırmalayacak bir Müslüm Baba şarkısı bulamadığınızda, sizi Interpol’ün müşahede altına aldığını söylüyorlar.
Bu dünyaya ait şeyleri ölünce yanınızda götüremezsiniz derler; Kurt Cobain için aynı şeyi söyleyemeyiz. Grunge onunla beraber, o her nereye gittiyse oraya gitti. Eddie Vedder göbek yaptı, saçını kestirdi. Heavy Metal, Kirk Hammet ve James Hetfield ile beraber mahkeme salonlarında icra edilmeye başlandı. Korn’un sesi kesildi. Ah, The Smashing Pumpkins… zamanın ruhunu tekrar yakalayabileceğini düşündü ama melankoli ve sonsuz mutsuzluğa geri döndü.
Hal böyleyken, çöken bir dönem akımının dışına taşmaya çalışan ve yaşadığı şehrin o gri, yapışkan ve bir o kadar da can verici enerjisiyle beslenen Interpol, kendini oluşmaya başlayan bir dönemin önemli temsilcilerinden birisi olarak buldu. New York’u şarkılarına ve şarkılarını bize taşıdılar.
Bunu yaparken, eskiden barların bodrum katlarında duman altı dünyaların karanlığında insanların o karalar kaplamış kalplerini birbirlerine sürterek çıkardıkları kıvılcımlarla yücelttikleri Rock müzik, sıcak iklimlerden gelen kokteyllerin içildiği daha parlak aydınlatmalı kulüplerin “lounge”larına taşınınca o kıvılcımın bir anlamı da kalmadı.
Rock müzik, mutsuzluğuna borçlu olduğu mutluluğunu kaybedince Interpol, elde kalan yalın mutluluğun içine mutsuzluk zerk etmeye başladı. New York şehrinin insana kattığı her an bir mutluluk içinde bile özümsenen mutsuzluk hali, Interpol’ün bütün şarkılarına da işlemiş durumda.
Biz de İstanbullular olarak, bu tarz bir hüzün duygusuna sahibiz. Haydarpaşa’nın merdivenlerinde, Galata’nın sokaklarında, Boğaz’ın her damlasında yaşayan bu hüzün, bizi mutlu eden en önemli hislerden bir tanesi.
Interpol’e bir de bu gözle bakın…
I’ve spent a lifespan with no cellmate,
The long way back
Saying: “Hey, why can’t we look the other way?”
*Yazının ana fotoğrafı manzarahd.blogspot.com‘dan alınmıştır. Bir sorun teşkil ediyorsa, lütfen mail atınız.


Leave a Reply
Want to join the discussion?Feel free to contribute!