Korkuyorum Jean-Luc Godard

Yaşadığımız şey tarihin sonu mu?

Olmadığını söyleyebilir miyiz?

Film Socialisme, Jean-Luc Godard’ın son filmi. Godard’ın filmi olmasının korkutuculuğu, filmle ilgili, insanların anlaşılmazlıktan mütevellit negatif yorumları, Film Ekimi’nde izleyememiş olmanın burukluğu… Arka sokaktaki DVD dükkanı kurtardı ruhumu ve filmlerin arasından Film Socialisme’i uzattı. Elbette kopya ama Godard’ın bu durumla ilgili bir itirazının olmaması az da olsa iç rahatlatıcı. Hemen eve döner dönmez izleyemedim elbette. Cesaretimi toplamam ve ferah bir zaman bulmam gerekti; çünkü bir sinema filozofunun hem de adı sosyalizm olan filmini izleyecektim. Elimde istediğim zaman “pause”a basabileceğim bir kumandanın olmasının verdiği huzurla not defterimi, kalemimi aldım notlar almak için – kılıç kalkan misali enformasyon bombardımanına hazırlık. Mutlaka bilmediğim birşeyler olacaktı ne de olsa… Öğrenmek isteyecektim…

Ve film çok etkileyici bir kare ile başladı, kadraj tutmayan sularla.  Sonra Akdeniz’de seyretmekte olan turistik bir yolcu gemisi. Yabancılaştırma ise mesele, yabancılaşmanın alası ile izledim geminin ana mekan olduğu bölümleri. Bıraktığı tat ise Akdeniz’in “çok kültürlülüğü”ne çıkılmış bir yolculuk gibiydi. Peki yeni dünyanın son mottolarından olan “çok kültürlülük” bu gemiyi götürmeye yetiyor muydu? Gemi ve yolcularla ilgili detayların arasından suratımıza çarpıveriyordu Cezayir, Fransa, Almanya, – ille de – Filistin, İtalya, İspanya, Yunanistan… Savaşlar ve içsavaşlar, devam etmekte olan kanlı bir tarih… Nefretse hepimiz birbirimizden nefret ediyoruz kendi ırkımız hariç. “Sadece çekik gözlüleri seviyor” uzak doğulu bir kadın… Onun ağzından konuşuyor JLG – bilinçaltı gibi…

Ve sadece Akdeniz değil, savaşlarla dolu, kin ve nefretle örülen bir dünya tarihi.

Kutsal rüzgar demekken nasıl oluyor da ölümün isimlerinden biri olabiliyor kamikaze…

Bu kadar farklılığın arasında, tüketirken ve tükenirken, hayatımız düşük çözünürlüklü, çirkin video görüntülerine dönüşüyor. Gemi ve yolcuları ile ilgili tüm detaylar “kötü”, “kirli” görüntülerle geliyor gözümüzün önüne. Daha iyi bir kamera ile çekemediğinden değil elbet. Martin ailesi bölümü bunu yüzümüze vuruyor zaten. Hepimiz aynı geminin yolcuları oluyoruz… Gemideki detayların çirkin ve çiğ görüntülerinden daha başka ne anlatabilir o çiğliği diye düşünüyor insan… Söz konusu JLG (Jean-Luc Godard) olunca “bu görüntülerin bir amacı var” çınlatıyor sürekli zihnimi…

İçinde yaşadığımız dünya turistik bir gemi kadar korkunç açık büfelerin önünde sıra beklenen, belki de Filipinler’den bir garsonun hizmet ettiği, otel animasyonlarına benzeyen eğlencelerle yüklü… Ama Nuh’un gemisi gibi kurtarılması gerekenler var, onları gemide göremesek de, sadece diyaloglarla seslerini işitsek de…

Peki bu dünyadan ne kaldı geriye? Savaşların, barbarlıkların, katliamların tarihinden geriye ne kalıyor?

Sosyalizmle ilgili bir tek yargıda bulunmadan, (çeviriyle izlemenin kesin bir şey söylemeye olanak tanımayan halini göz önünde bulundurarak), tek bir kelime etmeden bir filmin adının sosyalizm olması bu sorunun devamında geliyor.

Savaşların ve barbarlıkların tarihinden geriye belki de “biz”im artık Nuh gemimiz olan “sosyalizm” kaldı…

Son elli yılın her anının savaşlarla yazıldığına dikkat çekerken Godard, elimizde kalan son umudun sosyalizm olduğunu mu söylüyor? “Aynaya bakar gibi” bakarken savaşlara, kapitalizmin doğayı ve dünyayı yok edişine hem tanık hem de bu vahşetin de bir parçası olurken insanlığımızla ilgili tek umut sosyalizm mi? Godard’ın durduğu yeri düşündüğümüzde “evet” cevabı kolayca çıkıveriyor bir sonuç olarak.

Film birbirinden ayrı bölümler, JLG’nin kullanmayı çok sevdiği ve belki de bir tek onun bu kadar etkili kullanabildiği metinlerle dolu. Birbiri ile alakası olmayan şeylerden bahsediliyor hissi ise sanki tam tersine işaret etmek için. İspanya, Yunanistan iç savaşlarının, Filistin’in, kadının “anne” olarak baskılanması ile ne alakası var dememek gerekiyor; çünkü bu tavuk bu yumurtadan bu yumurta da bu tavuktan çıkıyor: Kapitalizm.

Filmdeki bölümlerden biri “Avrupa Nereye Gidiyor”? Vahşetle dolu bir “pranga”yı – kendi tarihini, bileklerinde taşırken “ben”den “biz”e geçebilir mi Avrupa diye soruyor JLG. Geçebilir miyiz “biz”e birbirimizden bu denli nefret ederken.

İstanbul Doğu’da mı Batı’da mı sorusu kimin için ve neden önemli peki? Soruyu sorduğu Arap kadının “yallah” deyişi bizim “aman ya”ya denk düşer mi cevap olarak.

Gemi… Bir karınca çiftliği sanki.

Film Socialisme, tarihin ve bugünün bir analizini yapıyor. Çok kapsamlı olması giderek başitleşen algımızda bir yere oturtulamama tehlikesini taşıyor – ama Godard bu filmi kimin için yapıyor ki zaten – “anlamayan beri dursun”. Ve bu analizde karşılaştırılamaz diye bir şey yok. Hitler gibi Stalin de suçlu, kadın bastırılıyor, hastalıklar artık birer silah… Ne gelirse aklınıza şikayet edebileceğiniz bu dünyadan hepsi toplanmış gibi sanki bir araya. Bu anlamda Film Socialism ciddi bir tarih ve kapitalizm eleştirisi demekten bizi alıkoyan hiçbirşey olmaz.

Film o kadar çok metni ve göndermeyi barındırıyor ki içinde her birine tek tek yer vermek ancak bir tez yazmakla mümkün olur herhalde. Tez yazar gibi film yapan bir film filozofundan (yönetmen demek yeterli olmaz JLG için) rüzgar gürültüsü gibi telsiz sesi işitmediğimiz, krizlerin, savaşların olmadığı, insanların kimlikleri yüzünden acı çekmediği, sömürülmediği, öldürülmediği, kadınların – kimsenin – ayrıma maruz kalmadığı, doğanın/dünyanın yok edilmediği bir dünya özlemi çıkıyor filmden. Öyleyse Godard’ın zihnimizi zorlayarak çıkarmamızı istediği sonuç: Sosyalizm gerçekleşmezse, hayali dolaşmazsa ruhumuzun sokaklarında bu barbarlığın bizi yok edeceği mi?

written by

The author didn‘t add any Information to his profile yet.
Related Posts

4 Responses to "Korkuyorum Jean-Luc Godard"

  1. E V V E L » Blog Arşivi » Korkuyorum Jean-Luc Godard (Selda Salman) says:

    [...] Jean-Luc Godard’ın son filmi Film Socialisme üzerine yazmış… Yazının tam metnine http://www.grizine.com/2010/11/24/korkuyorum-jean-luc-godard/ adresinden [...]

  2. Zafer Yalçınpınar says:

    Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Jean Luc Godard ilgilerine http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/blog/?s=godard adresinden ulaşabilirsiniz.
    Zy

  3. Tweets that mention Korkuyorum Jean-Luc Godard -- Topsy.com says:

    [...] This post was mentioned on Twitter by ozdalTR, Grizine. Grizine said: Elbette kopya izledik ama Godard’ın bu durumla ilgili bir itirazının olmaması az da olsa iç rahatlatıcı: Film Socialisme http://ow.ly/3eGEn [...]

  4. Ömer says:

    …kapitalizmin doğayı ve dünyayı yok edişine hem tanık hem de bu vahşetin de bir parçası olurken insanlığımızla ilgili tek umut sosyalizm mi? Godard’ın durduğu yeri düşündüğümüzde “evet” cevabı kolayca çıkıveriyor bir sonuç olarak.

    Şİmdi meseleye rakamlarla bakalım:

    SSCB, 20 milyon ölü
    Çin, 65 milyon ölü
    Vietnam, 1 milyon ölü
    Kuzey Kore, 2 milyon ölü
    Kamboçya, 2 milyon ölü
    Doğu Avrupa, 1 milyon ölü
    Latin Amerika, 150 bin ölü
    Afrika, 1,7 milyon ölü
    Afganistan, 1,5 milyon ölü
    Uluslararası komünist hareket ve iktidarda olmayan komünist partiler, 10.000 civarında ölü.

    Toplam ölü sayısı 100 milyon “küsur”..

    Hangi umuttan söz ediyor Godard?

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>