Kapanacağı başından belliydi zaten…

Aslında kapanacağı başından belliydi. Kapandıktan sonra büyük ses getirdi. Geçmiştekinin aksine bugünün birçok bağımsız galerisi “Omuz omuza hareket eder birbirimizi destekleriz” tadında ayakta kalmaya çabaladığından kapılarını açtı. Sözünü ettiğimiz başta akıllarında olan, kolektif olma fikrini devam ettirerek bir sanatçı girişimi olan Mtaär.

Mtaär’la ilgili çok şey duymuş okumuşsunuzdur. Hatta Kadıköy sokaklarından Beren Saat’li reklam panolarının da isyanına tanık olmuşsunuzdur. “Sistemden kaynaklanan sorunlar” yüzünden kapandıklarını ilan ettiklerinden bir karşı duruş varmış gibi de gözüktü aslında kapanmaları. Sanki birileri kötü bir şey yaptı, Mtaär sanat piyasasında birçok şeye karşıydı ve reddediyordu da kapandı gibi gözüktü. Anarşist bir durum varmış gibi. Ama –mış gibilikten hoşlanmayan Erkin Gören ve Sevil Tunaboylu’dan kurulu, birçok destekçisi bulunan Mtaär için başından beri, mekanlarının kapanması aynen açılması gibi olası idi. Mtaär sadece piyasayı tanımak, görünürlük yaratmak adına önemli bir girişimdi.

Kadıköy’de tesadüfi karşılaştıkları bir mekanı, bir sergi alanı olarak, öncelikle kendi işlerini ve takip ettikleri, dönemdaşları sanatçı arkadaşlarının işlerini sergilemek için açtılar diyebiliriz. Satış gerçekleştirmediler, ama bir galerinin yaptığı birçok şeyi sırtladılar ve en önemlisi uluslararası bir platform yaratarak Türkiye’den ve yurtdışından sanatçıları bir araya getirdiler.

Sevil’in dediğine göre Erkin daha mekanı açarken “Kapanırsa kapansın. Bir gün mutlaka kapanacak başka şeyler yapacağız” dediğini, beklenen ve tercih edilen bir şey olduğunu, -mış gibi yapmamak için, kurumsallaşmamak adına  bu “kapanma” durumunu dert etmeyerek, çok da abartılmaması gerektiğini söyledi atölyesini ziyaret ettiğimizde.

Peki bu sorunu yaratan sistem neydi? Kurumsallaşma, organizasyon, kağıt işleri, kabul görme halleri, teknik işler…vb.  Dahası oluşmuş bir piyasanın içinde yer edinme, yapmak istemediğiniz şeyleri sadece sistemin içine dahil olmanız gerektiğinden yapamamak. Heyecanla yeni ürettiğiniz işleri asacak bir alan bulamamak… Bir de takdir edersiniz ki sanatçı, işin organizasyonuna, işleyişine, para vb. konulara girdiğinde hayat korkunç hale gelmeye başlar. Hoş, Mtaär bundan şikayet etmemiş hiç. “Basın bülteni yazmayı öğrendik bu vesileyle” diyorlar. Işık, tanıtım ve organizasyon, iletişim süreci ve işleyişi öğrenmeleri de yanlarına kar kalmış. Galerilerde geçen o tarih vermeler, beklemeler, hazırlıklar vb. sürecini sevmediklerinden, heyecanlarını dizginlemek istemediklerinden, iyi şeyler olsun diye buldukları mekanı değerlendirmişler. O kadar…

Unutmamak gerek ki, sanatın her an her yerde sergilenebileceğinin de bir göstergesi idi Mtaär ve bundan sonra sabit mekan olmadığından sanırım daha da öyle olacak. Atölye onbir ile başlayan süreç, Mtaär sanatçı girişimi olarak devam ediyor. Sevil Tunaboylu ve Erkin Gören üretmeye devam ediyor.

written by

sanat yöneticisi | sanatçı temsilcisi | yazar | çizer | tiyatro | handmade | keçe | tetrahedral.org | exdergi.com
Related Posts

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>