Yaşamaya değer mi, kirpi olmak çare mi?

Muriel Barbery’nin  “L’elégance du Hérisson” isimli romanından sinemaya  uyarlanan, yönetmenliğini, Mona Achache‘nin yaptığı, 4 Haziran 2010’da vizyona giren, 2009 Fransız yapımı film, aşağıdakilerden hangisidir?

a. Yaşamaya Değer

b. Yaşamaya Değer Mi?

c.  Yaşamadan Bilinebilir Mi?

Herhangi bir bilgi yarışmasında yukarıdaki gibi bir soru sorulsaydı sizce kaç kişi doğru cevabı bilebilirdi? Muhtemelen sorunun muhatabı olan yarışmacı cevabı bilemez ve şıklardan birini rastgele seçerdi.

Eğer bir gün bir bilgi yarışmasına katılmaya karar verirseniz ve de karşınıza “Yaşamaya Değer”le ilgili bir soru çıkarsa hazırlıksız yakalanmayasınız diye, GriZine olarak üzerimize düşeni yaptık ve bu hafta “Yaşamaya Değer” hakkında  yazmaya karar verdik.

Orijinal ismi “Le Herrison (KİRPİ)” olan bir filmin, “Yaşamaya Değer” adıyla Türkiye’de gösterime girmesi artık beni hiç ama hiç şaşırtmıyor. Ülkemizde gösterime giren yabancı filmlerin kötü kaderi, hiç layık olmadıkları şekilde isimlendiriliyor olmaları.

Paloma’nın, Renee için söylediklerini duyunca bu konudaki hassiyetim ve “Kirpi” ismine duyduğum yakınlık sizin için de anlam kazanabilir.  Belki?

Bugünlerde nasıl bir ruh halindesiniz bilemiyorum; ama 11 yaşında kendisine bahşedilen aklın fazlalığından, her konuda ebeveynlerinden daha fazla farkında olan ve hayatı asla yaşanmaya değer bulmayan Paloma’yı gördükten sonra, halinizden  şikayet etmeyi bırakabilirsiniz. 12. yaş gününde kendisini öldürmeyi düşünecek kadar acı çeken Paloma (Garance Le Guillermic), “Bütün yetişkinler araba camına çarpan sinekler gibi…” diyerek, içinde olduğu ruh halini anlatmaya çalışıyor. Ve  ekliyor; “Hayatımın neden saçma olduğunu anlatan bir film yapacağım ve ondan sonra öleceğim..”

Çevresinde yaşanan hiçbir şeyin gerçekliğine ve samimiyetine inanmayan Paloma, tüm film boyunca, gerçekten yalnızca iki kişiyle ilişki kurar: Oturdukları apartmanda kapıcılık yapan Renee (Josiane Balasko), Paloma gibi dış dünyaya kapalı, asosyal ve yaşlı bir kadındır; her ikisi de kitapları, kedileri ve çikolatayı çok severler. Renee ve Paloma’nın yaşamı apartmana yeni taşınan komşuları Kakuro’yla (Togo Igawa) birlikte değişir. Japon dili ve kültürüne ilgi duyan Paloma ve Kakuro dostluklarını ilerletirler. Diğer taraftan Kakuro ve Renee arasında da duygusal bir yakınlık yaşanır, Tolstoy’un da katkılarıyla….

“Yaşamaya Değer” farklı sosyo-ekonomik seviyelerde yaşayan insanları aynı apartmanda bir araya getirerek, her karakterin hikayesini kendi sosyal sınıfıyla ilişkilendirerek anlatıyor. Kapıcı Renee’nin, kapalı kapılar ardında sakladığı kocaman kütüphanesini gördüğünüzde bu kadının kapıcıdan daha fazlası olduğuna inanmak istiyorsunuz ya da her şeyin “en”ine sahip insanların içinde bulundukları antidepresanlı ve mutsuz yaşamı anlamsız, sıkıcı buluyorsunuz… Bunlar size daha önce defalarca seyrettirilmiş olduğu için tanıdık, hatta biraz da klişe bile gelebilir. Filmle ilgili kocaman, sürprizli şeyler vadetmediğimin de farkındayım; ama yine de insanların “ne” olduğuyla ilgilenmeyip “kim” olduğuyla ilgilenen bir film izlemek belki size de, iyi gelebilir. Bunun yanında bütün filmin tek bir mekanda geçmesine rağmen nasıl olup da klostrofobik olmadığına şaşırabilir ve oyuncuların performansını merak edebilirsiniz ki bence etmelisiniz. Film boyunca yönetmen yalnızca bir kez apartmanın dışına çıkıyor. Bunun dışında bütün olaylar apartmandaki dairelerde yaşanıyor. Çevre düzenlemedeki ve sanat yönetimindeki inceliklerin gözünüzden kaçacağını sanmam.

Belki de Muriel Barbery’nin romanını okudunuz ve “roman uyarlaması filmler kötü olur”a inanıyorsunuz. Yine de filmi seyrederken keyif alacağınız birçok detay olduğunu garanti edebilirim.

Belki izlersiniz.

written by

Yazar hakkında bugüne kadar herhangi bir yazılı belgeye rastlanmamıştır. Bir takım sözlü kaynaklardan öğrendiğimiz kadarıyla: Büyüdüğü şehre “tek film gösteren” bir sinema açılınca sinema okumaya karar verdiği ve soluğu Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-Tv Bölümünde aldığı bilinmektedir. Ayrıca bir dönem de Studio Oyuncuları Oyunculuk Atölyesi’ndeki oyunculuk çalışmalarına katıldığı rivayet edilir. Şu anda nerede olduğunu ve n’aptığını bilmediğimiz yazarın, her şeye rağmen, bir yerlerde film izlemeye devam ettiğini umut ediyoruz.
Related Posts

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>