Modern zamanların yağmur duası olsun bu yazı da

Son 130 yılın en sıcak günü… Çoğumuz klimalı ortamlarda hareket etme yetimize devam edebilirken, bir kısmımız klimasız mekanlarda kıpırdamadan durmayı tercih ediyor. Aşağıda yer yer anılarıma da yer vererek serinletici bir liste hazırladığımı düşünüyorum. Ve inanıyorum ki bu parçaları dizip aynı anda dinlersek yağmur yağacak…

blur – sweet song

Blur, Oasis gibi grupları genel olarak dinleyemiyorum. Hatta abartıp The Beatles parçalarının büyük çoğunluğunu sevmediğimi bile söyleyebilirim. Ama bir sabah bu parçanın eşliğinde güne gözlerimi açtığımı da çok net hatırlıyorum. Güzel bir güne vesile olmuştu…

bülent ortaçgil – yağmur

Yağmur, bir kadın saçıdır yer yüzüne dökülen… “Pencere önü çiçeği” gibi hissettiriyor beni…

leonard cohen – famous blue raincoat

Bazı şarkılar vardır, duruma uygun çalınmaktan ziyade, çalınıp ortama süzüldüklerinde kendi durumlarını yaratırlar. Bu parça da onlardan biri.

portishead – roads

En rahat mırıldanılabilinen Portishead parçası belki de… Portishead benim için hep tatlı serin olmuştur. Şu anda da öyle…

the doors – riders on the storm

The Doors da ne yazık ki saatlerce dinlediğim albümleri olan bir grup olamadı benim için. Sanırım bu parçayı baz alarak konuşursam, basları ve özellikle klavyeyi düşününce Deep Purple dinlemeyi her zaman tercih ettim. Ancak bu parça da bugün için serinletici parçalar listesinde bulunabilecek nitelikte. Ve de eminim ki inanılmaz seveni var…

radiohead – paranoid android

Ağustos ayında kadın olmak çok zor. Sinir, öfke, mani, paranoya nöbet şekliğinde sıkıştırıyor içini, dışarıdan şiddetle çarpan sıcağın etkisiyle. Lütfen yağmur, artık yağ üstüme üstüme…

garbage – only happy when it rains

Mutlu olmanın çok kolay bir şey olmadığını biliyorum, ama ben hala küçük şeylerden mutlu olabiliyorum. Bunu da seviyorum. Ama bu sefer büyük bir şey istiyorum. Serinletici ama öldürmeyen bir yağmur istiyorum. Bu parçaları ard arda dinledikçe aklıma ’98 senesi geliyor, gülümseyip susuyorum. (:

toto – africa

İtiraf ediyorum ki ben bu parçaya bayılıyorum. Arbak‘tan aldığım ilk davul dersleri zamanına kadar uzanıyor mazisi. Bu arada şimdi hatırladım ki ’98 yazı da çok sıcaktı. Sanırım bu sebeple böyle bir playlist oluştu.

fool’s garden – lemon tree

Tam da şimdi bol buzlu, hafif naneli, yok yok reyhanlı bir limonata isterdim. Şu an odada oturuyorum, kıpırdamıyorum ve sıkılıyorum. Sarı bir limon ağacı serinliğine özlemim var.

fiona apple – paper bag

Kırmızı elbisesine de kendisine de hastayım bu kadının. O da biraz hasta ki böyle sözler yazıyor. Sanırım bu aralar, gene biraz, bir müzikal içinde olmayı hayal ediyorum. Hani şöyle dans ederek yürüyor gibi hisseder ve şarkı söylermiş gibi konuştuğunuzu sanırsınız ya… Bildiniz, ondan işte…

pink martini – sympathique

Bu şarkı ile ilk tanışmam Kırmızı Kalem‘de çalışırken olmuştu. Yemek yemek istemiyorum, kıpırdamak istemiyorum, sadece serinlemek istiyorum. Biliyorum sempatik olmak pek şahane ama ben denemiyorum (:

written by

sosyoloji | durduramiyorum.com | yazmak | editlemek | fotoğraf | video | kurgu | aklıma bi' fikir geldi! | f klavye
Related Posts

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>