Harbiye Açıkhava dar gelir…
Temmuz sonunda Harbiye Açıkhava’da Neşet Ertaş konseri vardı. Türkiye’de ve yurtdışında başarılı konserler organize eden Rıza Okçu bu konserin de organizasyon tarafında idi ve çok uzun zamandır “canlı dinlemek nasıl olur” diye merak ettiğimiz, belki de yaşayan son halk ozanı olan Neşet Ertaş’ı canlı izleme fırsatı bulduk.
Neşet Ertaş… Ne konserden, ne de dinlemeye gelen, türkülerini hep birlikte söyleyen kalabalıktan bahsetmek istiyorum . Konserin, Neşet Ertaş’ın bıraktığı hissiyattan bahsedeceğim.
Pek çok müzisyen Harbiye Açıkhava’da dolu dolu konser vermek ister herhalde. Geniş, ferah bir alan, amfitiyatro yapısı ile izleyicilerin sahnede olan biteni rahatlıkla görebildiği bir mekan. Sanki Neşet Ertaş’a dar gelmişti orası. Fiziksel mekanla bir bağlantısı yok söylediklerimin; ama sazıyla onu bir dost sohbetine koysak da orada çalsa, gönlünden geldikçe alsa enstrümanı eline, yorulunca bir şeyler yudumlasa, sohbet etse dostları ile, etrafındakilerle öğütler verse… Söylese, birlikte söyleseler onun türkülerini, onun da yüreğini yakmış türküleri; daha mutlu bir adam olurdu diye geçirdim içimden… Ses sistemi olmadan, bağlamasını akord ederken bir yandan mırıldanarak, anılarından anektodlar anlatarak… Konserin bir yerinde “Aklı olan meşhur olmaz. Bunu böyle belleyin.” demesinin ardında sanki tüm bunlardan rafine bir serzeniş yatıyordu. Müziğinden ari, bir dost meclisini binlerce insanın dinlediği bir konsere yeğleyebilme ihtimali bile Neşet Ertaş’la ilgili saygı yüklü hisler bırakıyor insanın içinde…
Ozan’ın kendi sözleriyle: “Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez / Gönülden gönüle gider yol gizli gizli”…





Leave a Reply
Want to join the discussion?Feel free to contribute!