İstanbul S.O.S: Eylemin ardından/Yeni bir eylemle
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO’nun 25 Temmuz’da başlayan toplantıları ve gündemlerinde İstanbul’un Kültür Mirası listesinden çıkma durumuna karşı kentlileri acil biçimde uyanmaya çağıran toplanma, bir avuç insanın geçtiğimiz hafta, 24 Temmuz’da Galatasaray Meydanında gerçeklesti. Peki üzerinden bir hafta geçen bu toplanmanin ardından Peki neler oldu, neler olacak?
Taptaze bir haberle öğrendik ki, İstanbul’un UNESCO’nun ‘dünya kültür mirası’ listesinden ‘tehlike altındaki dünya mirası’ listesine düşmesi durumu oy birliğiyle ortadan kalktı. Ama elbet bu demek değil ki, tarihi mirasımızı mükemmel şekilde koruyoruz, hatta ne kadar koruyoruz sorusu bile çokça tartışmalı. Ancak Türkiye’den önümüzdeki döneme yönelik birtakım istekleri var; başında Haliç-metro geçişi köprü projesinin İstanbul’un tarihi yarımada görüntüsünü zedeleyip zedelemeyeceğinin tespit edilmesi için bağımsız bir değerlendirme yaptırılması ve büyük ölçekli alt yapı projeleri hayata geçirilmeden önce kültür mirası üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi isteniyor.
Eylem sırasında okunan basın bildirisiyle İstanbullular ve özellikle yönetim,uluslararası anlaşmalarla garanti altına almış olduğu sosyal, kültürel, doğal değerlerimizi koruma ve yaşatma görevlerini yapmaya davet edildi. Ki son gelinen noktada ne kadar bir anda eteklerimiz tutuştu ise şimdi “oh be” rehavetine kapılmamak gerek.
İnsanların yere oturarak S.O.S yazıp, sirenleriyle “alarm” verdikleri eyleme; mimar-müzisyen Nejat Yavaşoğulları, Atlas Dergisi Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek, İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, Avrupa Kültürel Miras Kuruluşları Fedarasyonu (Europa Nostra)’dan Orhan Silier ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. İclal Dinçer ile Doğa Derneği ve Buğday Derneği‘nden temsilcilerle birlikte duyarlı genç-yaşlı kentlilerin katılım ilk eylem ve tanışma için oldukça iyiydi. Bundan sonrası için düşünülenler sadece eylemlerle, sloganlarla sınırlı değil elbet. Bir yönetim şeması çıkarmak ve en önemlisi sıradan kentliye de “İstanbul’da bak neler oluyor,hem ucu sana da dokunuyor aslında” demeyi göstermek. Ayın son günü, 31 Temmuz’da yeniden Galatasaray Meydanı’nda toplanan bir avuç insan ile kentin yavaş yavaş yitişine seyirci kalma haline gönderme yaparak tıpkı bir ölünün arkasından yapıldığı gibi helvasını yedik. İstanbul S.O.S. bundan sonra da gönüllülerle çalışmalarını sürdürecek ve tarihi kentin değerlerini en azından bugünden sonra korumak üzere elinden geleni yapacak.











Leave a Reply
Want to join the discussion?Feel free to contribute!