Donmar Warehouse Sahnesinde Orta Sınıf Bunalımları…

 Donmar Warehouse, Covent Garden’in entellektüel kalabalığının ortasına kurulmuş benzerlerine kıyasla küçük bir tiyatro. Ancak birbirinden başarılı performansların sergilendiği bu tiyatrodaki oyunların çoğu, West End’e sığamayarak sezonun bitiminde soluğu Broadway’de alıyorlar. Tiyatro, senede en az 6 oyunla seyirci karşısına çıkıyor. Donmar imzalı oyunlar toplamında 35 Olivier, 23 Critics’ Circle, 21 Evening Standard, 2 South Bank ve 20 Tony Award kucaklamış. Daha çok yeni yazılan metinlerin ya da eski oyunların çağdaş yorumlarının yer aldığı bu sahneden kimler kimler geçmemiş ki: Sam Mendes yönetmenliğindeki Nicole Kidman (The Blue Room) , Kenneth Branagh yönetmenliğindeki Jude Law (Hamlet), Coupling dizisinin sevilen oyuncusu Richard Coyle (Polar Bears), Alfred Molina (Red), tapılası Judi Dench (Madame De Sade) ve Ian Mckellen (The Cut) bildiğimiz fiyakalı isimlerden sadece birkaçı…

Böylesine başarılı bir tiyatroda oyunlar çok uzun süre sahnede kalmıyor, bir süre sonra yerini yenisine bırakıyor. Bu nedenle de Donmar’da biletler aylar öncesinden tükeniyor. Tiyatro buna kolay bir çözüm bulmuş, kenar ve balkon tarafında yer alan 10 bileti günlük bilet olarak ayırıyor ve her gün saat 10:00’da bu biletleri kapısında bir saat öncesinden kuyruk olmuş cefakar seyircilerine satıyor. Londra’ya yolu düşen meraklısına duyurulur Donmar gözü kapalı bilet alınacak bir topluluk, şiddetle tavsiye ederim.

Oyuna geçecek olursak, “The Late Middle Classes” 2008 yılında hayatını kaybeden İngiliz yazar Simon Gray imzası taşıyor. Oyun ilk kez 1999 yılında Harold Pinter tarafından yönetilmiş. Metin, Çekhov-vari bir sadelik, melankoli ve sıkışmışlık yüklü. Bu burukluk içinden gelen beklenmedik komik anlar aktörlerin sıcak performansları ile “gerçek-yalın-yaşam” hissini güçlendiriyor.

Oyun II. Dünya Savaşı’nın hemen ardından, 1950’lerin İngiltere’sinde, ailenin tek çocuğu olan 12 yaşındaki Holly etrafında dönüyor. Yazarının da açıkça ifade ettiği üzere, oyun Gray’in çocukluğunu konu alıyor. Hayling Island’da, vaktini tenis oynayarak ve komşuları ile çene çalarak geçiren ev hanımı Celia, çok sevdiği işkolik kocası ve içinde bulunduğu orta sınıf monotonluğundan bunalmıştır. Oğlu Holly o sırada piyano derslerine başlamış, ergenliğe geçiş sancılarını yaşamaktadır. Holly’nin müzikte başarılı olması, burs kazanarak Londra’ya okumaya gitmesi, Celia’ya göre tüm problemlerinin çözümüdür. Böylece oğlunun eğitimi bahanesi ile, içinde yaşadığı kıskaçtan kurtulacak ve Londra’da hayallerindeki renkli yaşama kavuşacaktır. Maalesef gelecek beklentilerini Holly’nin üzerine kuran tek kişi Celia değildir, Holly’nin piyano hocası Mr. Brownlow da öğrencisi ile arasında hastalıklı bir bağ kurmak üzeredir. Başka öğrenciler ile çalışmak istemeyen Mr. Brownlow, tüm zamanını Holly ile geçirmek istemekte, ekstra ücret almadan ders saatlerini iki katına çıkarmakta, dersleri kendi evinde yapmak için anne-babayı ikna etmekte ve Holly’nin başarısı için her şeyini ortaya koymaktadır. Mr. Brownlow, Avusturya Yahudi mültecilerinden olan yaşlı annesi ile yaşamaktadır. Annesi, polis ve tutuklanma korkusu ile yıllardır evin dışına çıkmamış, tatlı-deli bir Yahudidir. Oğlu ve Holly arasındaki yakınlaşmayı sevecenlikle –oğlunun izin verdiği ölçüde- izlemekte, bu ilişkide yanlış bir şey olmadığına inanmaktadır.

Ancak küçük bir yalanın ortaya çıkması ile oyundaki tüm dengeler değişir. Celia kocası tarafından aldatıldığını öğrenir, Mr. Brownlow’un oğlunu cinsel anlamda süistimal ettiğini düşünen babası Holly’nin piyano derslerine son verir ve piyano hocasını polise şikayet etmekle tehdit eder. Mr. Brownlow herşeyi olan bu oğlan çocuğunu sonsuza kadar kaybeder, yıkılır. Yahudiler için savaşın bitmesine rağmen yakalanma korkusu halen sürmektedir, bu nedenle kimliklerini olabildiğince saklamaya çalışırlar. 

Oyunun final sahnesi, yetişkinlerin sevgi adı altında hırs ve beklentileri yönünde oradan oraya çekiştirdikleri arzu nesnesi Holly’nin 30 yıl sonra piyano hocası ile yüzleşmesi. Oyunda, söylenenden çok söylenmeyenlerin verdiği ağır his, iletişimsizlik, çaresizlik o derece başarılı işlenmiş ki birçok duygu piyano sesleri içinde eriyor.

Diğer Donmar oyunları gibi oyunculuklar ders niyetine izlenesi nitelikteydi. Anne Celia rolünü üstlenen Helen McCrory büyüleyici. Monoton hayatında aradığı heyecanı çeşitli oyunlarda arayan, zaman zaman ölü taklidi yaparak oğlunu korkutan Celia, oyundaki en derin işlenmiş karakter diyebiliriz. Holly’nin babasını ve 40’lı yaşlarını canlandıran Peter Sullivan özellikle oyunun komedi bölümlerinde çok başarılı. Robert Glenister, obsesif piyano hocası kastı için “cuk” oturmuş bir isim. Holly’i oynayan çocuk oyuncu Harvey Allpress ise, yaşına göre şaşırtıcı derecede gerçekçi bir performans sergiliyor. Eleanor Bron tarafından oynanan Mr. Brownlow’un annesi, öteki olmayı, yalnızlığı, içindeki korkuyu gönül burkucu bir yolla paylaşıyor bizimle.

written by

oyuncu / yazar / fizikçi / her türlü tatlı / somonlu krep / londra / studio
Related Posts

One Response to "Donmar Warehouse Sahnesinde Orta Sınıf Bunalımları…"

  1. Bir gün siyah kırmızıyı yutacak says:

    [...] Warehouse tiyatrosu hakkındaki ayrıntılı bilgileri Donmar Warehouse Sahnesi’nde Orta sınıf Bunalımları başlıklı yazıda vermiştik. Böylece birbirinden şahane oyunların sergilendiği bu tiyatro ile [...]

Leave a Reply

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>