Bir tiyatro oyunu olarak MALAFA
Bir romandan uyarlanmış bir filmi ya da tiyatro oyununu tek başına değerlendirmek gerekir diye düşünenlerdenim. Romanı okumak sizi yönlendirmemeli. Bir film sinematografik açıdan, bir tiyatro oyunu teatral açıdan değerlendirilmeli. Kim tarafından sahnelendiği ya da yönetildiği önemli olmalı. Tabi bir “uyarlama” olarak lanse ediliyor, o kisve altında izleyiciye sunuluyorsa kavrama, konuya sadık kalması ya da saptırmaması önemli…
Bu girizgah size yakın zamanda gündemde olan eşi benzeri olmayan DOT tiyatro topluluğu tarafından 17. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında sergilenen Malafa’yı anımsatmalı… Hakan Günday’ın aynı adlı romanından DOT için oyunlaştırdığı tiyatro oyunu Malafa sözkonusu olan.
“In-yer- face” (suratına tiyatro) akımının Türkiye’de ilk ve öncü temsilcisi DOT tiyatrosunun prodüksiyonu ile Murat Daltaban’ın başarılı yönetmenliğinde ilk kez Tiyatro Festivali’nde seyirciyle buluştu Malafa. Twitter’dan takip ettiğimiz kadarıyla önümüzdeki sezon izlemek mümkün oyunu. Oyunun tanıtım metninden alıntı ile “Malafa, Türkiye’nin en büyük kuyumcusu Topaz Jewellery Center’da geçiyor. Bu devasa dükkânın her biri yedi yüz metrekare olan dört katında, tonla mücevher alıcılarını bekliyor. Malafa, alıcılar, yani turistlerle, satıcılar, yani tezgâhtarların çarpışmasını anlatıyor.”
İKSV’nin yeni mekanı Salon’da izlediğimiz Malafa, yine DOT üsulu bir sahneye dönüştürülmüş olarak karşımızda. Biz izleyiciler kafamızda “İzleyici miyiz oyuncu mu?” sorusunu sorarken oyun başlıyor… Muhtemel turistik bir bölgede yer alan Topaz Jewellery Center’da 3 tezgahtar. İki çift müşteri ve bir erkek müşteriye satış yapmaya çalışan; işinin ehli, kurnaz, iş bilir tezgahtarlar oyun boyunca onları tavlamaya kandırmaya dursun, arada dükkan sahibinin öğrettiği “jargon”, gerçekler ve yalanlar sunumu ile siz, biz, hepimiz gözümüzün içine bakıla bakıla tezgaha yatırılıyor, kandırılıyoruz oyun boyunca… Pırlanta kolye ile birlikte “indirim yapılmış” yüzüğü de almak istiyor eşimizle kavga ediyoruz… Bir çeşit müşteri tezgahtar çarpışması yaşıyoruz. Reel ve ironik bir biçimde aslında. Ve sonunda öğreniyoruz ki…
Daha önce 15. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde yerli bir oyun ile karşımıza çıkan DOT’un ikinci yerli oyunu Malafa. In-yer-face akımını Türk izleyiciler olarak kendilerinden öğrendiğimiz, deneyimlediğimiz DOT, Malafa’da nasıl bir yol izlemiş, oyunculuk, yönetmenlik tercihleri Malafa’yı bir DOT oyunu olarak nasıl konumlandırmış tartışmaya açık diye düşünüyorum.
Türk tiyatrosuna 5 yıldır DOT’un birbirinden başarılı prodüksiyonları ile giren in-yer-face / suratına tiyatro akımı 1960’lardan 1990’lara ve günümüze uzanan bir süreçte İngiltere’de çıkmış bir akım. Gerçek olanı, insanda olan ama toplumsal ve sosyolojik baskılar dolayısıyla bastırdığı, içinde olanı dışarı çıkarmaya korktuğu yanlarını ortaya koyan, seyirciyi konumlandırması ile de “rahatsız” eden bir akım. Mitos-Boyut’tan çıkan Aleks Sierz imzalı Suratına Tiyatro Britanya’da In-Yer-Face Tiyatrosu kitabında da tanımlandığı üzere ; “Seyirciyi ensesinin kökünden tutup mesajı alıncaya kadar silkeleyen…., en önemlisi gerçekten kim olduğumuz hakkında bize çok şey anlatan…, ‘tabular bireysel tenhalarda değil gözler önünde yıkılır’” diyen bir akım. Türkiye’de ise bir okul niteliğinde DOT ile bu akımı öğrenmek, deneyimlemek, takip etmek mümkün.
Peki Malafa’ya dönersek tekrar; oyunda yukarıda da bahsettiğimiz Topaz Jewellery Center’da geçen müşteri tezgahtar ilişkisinden başka, kendi ile çelişen, kendisini de belki “satan” ve teslim olan ve “sistemi sisteme karşı kullan” mottosunu hissettiren bir tezgahtar ile müşterisi arasında diyalogları dinliyoruz. Yer yer karikatür yer yer anlatıcı edası ile oyunda yer alan tezgahtarların her birinin sahnedeki biçim ve metin üzerinde rolleri var. Roller ile biçilmiş “komik”, “seksi”, “mantıklı” sıfatlarını salt izleyici olarak kondurabiliriz sanırım. Müşteriler ise tam bir müşteri tipolojisinde almaya, tüketmeye hazır, saf birer av tezgahtarlar için. Biri hariç… Hem tezgahtarlardan hem de müşterilerden. Ana karakter tezgahtar Kozan. Diğerlerinden farklı olduğu oyunun başından beri belli. Ve yine diğerlerinden “farklı” olan müşterisi ile Kozan’ın girdiği diyaloglar oyunun “es”lerini oluşturan, seyirciye “Ey seyirci! Şimdi oyunun kavramı ve sözü ile karşılaşıyorsun. Rahatsızlık duyabilirsin!” dediği, kitabın altı çizili yerlerini hissettiriyor oyun boyunca. Bu anlamda metin ile DOT in-yer-face bağlamında hedefine ulaşıyor.
Peki oyunculuk ve sahnede matematikten bahsedersek, söylemeliyiz ki kesinlikle sahnede başarılı bir matematik söz konusu. Alışıldık DOT sahne konumlandırması ile uzun bir dikdörtgenin iki uzun kenarına konumlandırılmış izleyicinin ortasında 3 ana nokta üzerinde yerleştirilmiş “kuyumcu tezgahları” izleyiciye içinde bulunduğu Topaz Jewellery Center’ı hissettiriyor. Oyuncuların konumlanması, ardı ardına birbirini tamamlayan replikleri söylerken sahnede görülen matematik iyi çözümlenmiş. Oyunun bir yerinde üst kattan tacize uğradığını söyleyerek inen “müşteri” üzerinden gösterilen in-yer-face’in özelliklerinden birine daha “uygulandı” dedirten sahnenin gerekliliği, oyuna hizmet edip etmediği, o mizansen-parça çıkarılsa oyundan ne eksileceği ise bir soru işareti. Olmasa ne eksilirdi?
Genç bir kadro ile sergilenen Malafa’daki oyunculuklara gelince işler biraz karışıyor fikrimce. Dot popüler olandan uzak, hatta biraz da anarşist bir tavırla tiyatro yapan bir topluluk. Seçtiği oyunların yanısıra ve oyuncuları ile de bu tavrı koruyor. Malafa’da ise daha önce DOT projelerinde yer almış, bazılarını televizyon ve tiyatrolardan tanıdığımız bir oyuncu kadrosu yer alıyor. Fakat yine soru işaretleri : Oyunun olduğu noktadaki oyuncuların “oynuyor” olması sırasında diğerlerinin rolden çıkmış olmaları bir yabancılaşma etkisi olarak bilinçli bir tercih miydi acaba? Eğer öyleydiyse sonraki bir sahnede mizanseni sırasında, bir taraf konuşurken onu dinleyen olarak var olan müşteri rolündeki oyuncunun izleyiciyi izliyor, “kesiyor” olması nasıl bir anlayışa hizmet ediyordu? Söylemek gerekiyor ki tüm oyuncuların seçtiği oyunculuk biçimi farklıydı izleyici tarafından bakıldığında. Nacizane fikrimce, güzel kadınlar, yakışıklı erkekler, müşteriler ve tezgahtarlar rollerine fiziksel olarak doğru seçilmiş, kendi başlarına başarılı oyuncular olsa da, tutarsız bir oyunculuk söz konusuydu…
DOT’un şimdiye kadar sergilediği diğer oyunlara baktığımda bu oyun diğerlerinden farklı bir yerde duruyor bir DOT takipçisi olarak. Hem DOT, hem oyuncular hem de in-yer-face bağlamında…
Bir Dot oyunu olarak soru işaretleriyle dolu Malafa, gelecek sezon DOT sahnesinde sergilenmeye devam edecek. Festivalde kaçıranlar, Eylül’ü beklesin ve koltuğunda rahatsızlanmaya hazır olsun!
Malafa-DOT
Yazan ve Oyunlaştıran: Hakan Günday
Yöneten: Murat Daltaban
Oyuncular: Berrak Kuş, Cemil Büyükdöğerli, Emel Çölgeçen, İbrahim Selim, Melike Güner, Mert Öner, Onur Öztay, Pınar Töre, Rıza Kocaoğlu, Tuğrul Tülek








Leave a Reply
Want to join the discussion?Feel free to contribute!