Anish Kapoor’un “Memory”si
New York’a gelen her bilinçli turistin en azından mimari yapısını görmek için de olsa ziyaret ettiği Solomon R. Guggenheim Müzesi 50. Kuruluş Yılı’nı kutluyor. Ama burada okuyacaklarınız 50. Yıl kutlamalarından ve etkinliklerinden ziyade, Kasım ayında aradan geçen yılların ardından bir kez daha görücüye çıkan Anish Kapoor imzalı Memory sergisi.
Turistik ilgi çekiciliği, sanat tarihi ve güncel sanat açısından önemi kuşku götürmez Guggenheim, Ekim ayında açtığı Kandinsky sergisi ile dikkatleri çekti. Bütün gazeteler dergiler Kandinsky’den bahsetti. Anish Kapoor sergisi de açılınca zaman kaybetmeden bir Cumartesi akşamı bilet ücreti yerine bağış yaparak sergiyi gezdim. Aklınızda bulunsun: New York’ta bir çok müze haftada bir gün ücretsiz ya da bağış alarak izleyiciyi kabul ediyor.
Müzeye ilk girişinizde rampayı tırmanarak vardığınız galerilerde, Memory’ye dair bir şey göremiyorsunuz öncelikle. Etrafınızı saran Kandinsky’lerin tadını çıkarıyorsunuz. Ardından Memory’nin bulunduğu galerinin girişinde kalabalığı görünce anlıyorsunuz ki doğru noktadasınız. Lakin öyle kolay değil tamamını görmek. Çünkü bu devasa Anish Kapoor heykeli bulunduğu salonun tamamını kaplamakta. Giriş bölümünden dolanıp, Kandinsky’nin birbirinden şahane, değişik dönemlerinden yapıtlarının yanından geçerek Memory’nin bulunduğu odaya bakan başka bir giriş ve bir başkası… parçalar halinde bütünü algılıyorsunuz. Hatta yapıtın içindeki boşluğu görüp, karanlık bir odaya mı bakıyorum yanlış yerde miyim yanılgısına da düşüyorsunuz. Anish Kapoor, Memory ile bütün, parça, boşluk kavramlarına yönelik bir sorgulama sunuyor.

Birçoklarının inandığının aksine sanat bir şeyler söylemek, anlatmak zorunda kalmıyor, sanat yapıtı başka türlü işliyor Anish Kapoor’un işlerinde. Tanımlayamadığınız, isimlendiremediğiniz yapıtlar size bazen hiçbirşey söylemiyor. 1998’de Homi K. Bhabba ile yaptığı bir konuşmada Anish Kapoor tam da bu yaklaşımından söz ediyor aslında. Diyor ki: “ Bence sanatçı olarak benim rolüm bir dışavurum sunmak değil, bir dışavurum olmasını sağlamak. Özellikle söylediğim, söyleyeceğim bir şey yok, kimseye verecek bir mesajım, söylemek istediğim bir şey yok. Ancak benim görevim, kişinin şiirsel bir varoluşa doğru yol almak için kullanabileceği fenomenolojik ve başka türlü algılara izin veren araçları ifade etmek, onları tanımlamaktır.” Kapoor sadece sunar, ifade ettiği şey yapıtın ona göre ifade ettiği “anlam” değildir, sadece yol gösterir. Anish Kapoor’un işlerine baktığınızda zaten amiyane tabirle “bu budur” diye tanımlayabileceğiniz biçimlerle karşılaşmazsınız çoğu zaman. Kullandığı malzemeler, boşluk-doluluk ilişkisi, devasa ve yumuşak biçimler sunar ve bunları sunarken içine çoğu zaman bir oyun katar. Memory’nin bir tarafından bakarken karşılaştığınız boşluk, ya da başka bir yapıtındaki ters yansıma, başka bir tanesindeki görüntünüzü maniple eden malzeme seçimi sizi şaşırtır. Memory 3 farklı odaya yayılmış, merdivenlerden çıkmanıza neden olan, bulmak için çaba sarf etmenizi gerektiren, sizi izleyici olarak harekete geçiren, ulaşılamazlığı, dev, paslı, gün geçtikçe rengi değişen yapısı, ve oraya nasıl yerleştirildiği, nasıl üretildiği üzerine arkasında sakladığı giz ile beklenilen dışında tek başına bir heykel / enstalasyondur…
Anish Kapoor sergisi 28 Mart 2010’a kadar Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York’ta.







Leave a Reply
Want to join the discussion?Feel free to contribute!