50 yılın Küba belgeselleri
Bu yıl 1001 Belgesel Film Festivali’nde 50. yılını kutlayan Küba Sinema Sanatı ve Endüstrisi Enstitüsü’nün (ICAIC) ürettiği 15 belgesele yer veriliyor. 1964 ile 2009 yılları arasında gerçekleştirilmiş filmler festival boyunca her iki yakadaki salonlarda izleyicisiyle buluşacak.
Festivalde Glaria Argüelles’in yönettiği 2009 yapımı “Siyah ve Beyazda Tarih” (Una Historia en Blanco y Negro) adlı filminin dünya prömiyeri gerçekleştirilecek. Küba belgesel sinemasının yaşayan en önemli yönetmenlerinden Rigoberto Lopez Pego festivalin konuğu olarak ülkemizde olacak. 9. Belgeselciler Konferansı’na da katılacak olan Pego ile sinemaseverler Tarihi Sümerbank Binası ve Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliklerde bir araya gelme fırsatı bulacaklar. Festivalin bu bölümü Küba Elçiliği ve Jose Marti Küba Dostluk Derneği’nin katkılarıyla gerçekleştiriliyor.
ICAIC 1959 yılında gerçekleşen Küba Devrimi’nin hemen ardından devrimci iktidarın ilk kültürel kurumu olarak oluşturuldu. Devrimle yaşıt olan kurum Küba sinemasının uzun metraj sinema filmlerinden belgesellere, canlandırmadan kısa filmlere, sinema kitapları ve dergileri yayıncılığından festival organizasyonlarına, sinema eğitiminden filmlerin arşivlenmesi ve restorasyonuna kadar sinema sanatının uzandığı tüm alanlarda faaliyet gösteriyor. Özerk bir kurum olarak şekillenen enstitünün çabalarıyla belgesel sinema Küba’da çok önemli bir yere sahip. ICAIC’in 50. yılı 2009 boyunca dünya festivallerinde farklı etkinliklerle kutlandı.
Festival’de gösterilecek Küba filmleri arasında konuk yönetmen Rigoberto Lopez’in Küba müzikal geleneğinin önemli parçası “son” ve “salsa” üstüne belgeseli “Yo soy del son a la salsa”, Küba tarihindeki Çinli göçü ve bunun şu anda Kübadaki yansımalarını ele alan “En uzun yolculuk” (El viaje más largo), Haiti’nin çelişkilerle yüklü başkenti Port Au Prince’i anlatan “Benim Port Au Prince’im” (Puerto Príncipe mío), ve “Afrika, cehennem çemberi” (Africa, círculo del infierno) adlı filmi bulunuyor.
Küba müziğinin unutulmaz ismi Omara Portuondo’nun hayatını anlatan “Omara” ünlü yönetmen Fernando Perez’in imzasını taşıyor. Rogelio Paris’in “Biz müziğiz” (Nosotros la música) 1960’lı yılların 50 YILIN KÜBA BELGESELLERİ 1959-2009 (ICAIC) KÜBA SİNEMA SANATI VE ENDÜSTRİSİ ENSTİTÜSÜ’nün 50. YILI Küba sokaklarında müziğin izini sürüyor. Lourdes de los Santos’un “Gel Tresero” (Llegó el tresero) adlı filmi ise Pancho Amat’ın konser hazırlıklarını yansıtırken Küba müziği üzerine düşüncelerini paylaşıyor.
Küba’da ve Latin Amerika’da adı belgesel sinemayla ve 60’lı yılların politik haber-propaganda filmleriyle özdeşlemiş olan Santiago Alvarez’in “Şimdi” (Now) adlı kısa filmi ile birlikte Octavio Cortazar’ın köylerdeki insanların sinemaile ilk kez tanışmasını anlattığı “İlk Kez” (Por Primera Vez) ve Gretel Medina’nın “Varış yeri M6” (Destino M6) bölümün kısaları. Bölümün ağır toplarından biri Küba’nın en önemli yönetmen ve sinema teorisyenlerinden, “Mükemmel Olmayan Bir Sinema İçin” başlıklı tartışma yaratan manifestosuyla da tanınan Julio Garcia Espinosa’nın 1970 yılında Vietnam’da çektiği “Üçüncü Dünya, Üçüncü Dünya Savaşı” (Tercer Mundo, Tercera Guerra Mundial). Bu film Vietnam savaşına ve ABD’nin savaş suçlarına 3. dünyanın halkları açısında bakarken emperyalizme karşı mücadele çağrısı yapıyor.
“Işık Dağı” (Montana de Luz) filminde ise Guillermo Centeno Afrika ve Latin Amerika’nın en yoksul bölgelerinde görev yapan Kübalı doktorların peşinden gidiyor. Tupac Pinilla’nın yönettiği “Şeytanlara ve denize karşı bir başka Küba savaşı” (Otra pelea cubana contra los demonios y el mar) kasırgayı her an üzerinde hisseden bir kıyı köyündeki insanları anlatıyor.





Üçüncü Dünya Üçüncü Dünya Savaşı son anda teknik nedenlerle programa dahil olamadı. Program nihai haliyle 13 filmden oluşuyor. Sevgiler.
Mustafa Temiztaş